Güncel Sağlık Haberleri ve Bilgileri

Sülük Tedavisi (Hirudoterapi) Nedir? Sülük Tedavisi Nasıl ve Hangi Hastalıklarda Yapılır?

Sülük tedavisi başta damar hastalıkları olmak üzere, tıbbi tedaviye yardımcı olarak kardiyoloji, jinekoloji, üroloji, cerrahi, travmatoloji, stomatoloji, oftalmoloji gibi çeşitli kliniklerde sülük tedavisi kullanılmaktadır.

Hirudo medicinalis’ten (sülük) eski tıp metinlerinde bahsedilmiştir ve binlerce yıldır uygulanmaktadır. 19. yüzyılda oldukça yaygın kullanılan sülük tedavisi, 20. yüzyıl başında modern tıp dünyasınca terk edilmiş, ancak 1950’li yıllardan sonra bazı olgularda uygulanarak tekrar gündeme gelmiştir. Sülük tedavisi günümüzde klinik çalışmalara konu olmakta ve eski önemini tekrar kazanmaktadır.

Çoğu ülke sülük tedavisini (hirudoterapiyi) bir tedavi yöntemi olarak onaylamıştır. Ancak bu tedaviyle ilişkili uzun süren kanama, anemi, enfeksiyon ve alerjik reaksiyonlar görülebilmektedir. Bu nedenle hirudoterapi sırasında uzun süren kanamaların yanı sıra anemi, enfeksiyon, alerji ve anafilaktik şok açısından bu tedavinin uygun merkezlerde ve bu işin uzmanı doktorlar tarafından yapılması gereklidir.

Sülüğün özellikleri ve etki mekanizması

Sülükler, 15.000’den fazla türü bulunan Filum Annelida cinsindendir. Annelida (Latice’de annelus’tan Annelida “küçük halka)soluca ve sülükler dahil olmak üzere yaklaşık 15.000türden oluşan geniş bir yelpazeyi içerir. Çoğu ektoparazit olup, kan emerek beslenen canlılardır. Bunların yaklaşık 650’den fazlası Hirudinea sınıfındadır. Bu sınıfta genellikle deniz, tatlı su ve kara sülükleri yer alır. Bütün sülükler kan emici değildir. Bazı türleri omurgasızları, Annelida sınıfından diğer bireyleri, salyangozları ve böcekler gibi hayvanları yerler. Kan emenler balık, kurbağa, kaplumbağa, salyangoz ve kabuklu su canlıları ile omurgalı hayvanlarda ektoparazit olarak yaşarlar.

Sülük konağa kuyruk emicisiyle yapışır ve küçük baş emicisiyle ısırır. Üç küçük çenesi konak üzerinde üç çizgi şeklinde ısırık yeri bırakır. Sülüğün çektiği kan miktarı sülük sayısına ve bir sülüğün emdiği kanın miktarına bağlıdır. Sülük ağırlığının 10 katı kadar kanı emebilir ve bir kez doyduktan sonra 1 yıl kadar hiç beslenmeden yaşayabilir. Sülüğün emdiği kan miktarı 5-15 ml civarındadır. Tedavi edici etkisi, emilen kan miktarı ile değil, ısırıktan sonra devam eden kanama miktarı ile ilgili olabilir, sülük karnını doyurduktan ve tutunduğu vücut bölgesinden ayrıldıktan sonra ısırılan yerden kan sızıntısı devam eder.

Sülüğün tükürüğünde bulunan kimyasal maddeler, bu canlının tıbbi önemini arttırmaktadır. Sülük salyasında bulunan ve çok etkili bir antikoagülan olan hirudin (Hirudo medicinalis’ten salgılanan bir madde) 1984’de Haycraft tarafından izole edilmiş bir maddedir. Sülük tarafından salgılanan daha birçok aktif madde vardır. Sülükte şimdiye kadar tespit edilen 120’nin üzerinde aktif madde bulunmaktadır. Bu maddeler; ağrıların giderilmesinde, vücudun yenilenmesinde, insanın duygusal olarak kendisini daha iyi hissetmesinde, özellikle pıhtılaşmayı önleyerek damar dolaşımının daha iyi sağlanmasında etkilidir. Bu nedenle sülük tedavisi canlı eczane, neştersiz cerrahi gibi tanımlamalarla da adlandırılmaktadır.

Sülük tedavisi hangi hastalıklarda uygulanır?

Serbest doku transferinde ve pediküllü flep uygulamaları nedeniyle ortaya çıkan venöz yetersizlikler, post-operatif venöz problemler gibi durumlarda sülük uygulaması, venöz yetersizlik tedavisinde cerrahi eksplorasyona iyi bir alternatif oluşturmaktadır.

Sülük tedavisi başta damar hastalıkları olmak üzere, tıbbi tedaviye yardımcı olarak kardiyoloji, jinekoloji, üroloji, cerrahi, travmatoloji, stomatoloji, oftalmoloji, dermatoloji, algoloji, alerji ümmünoloji gibi çeşitli kliniklerde sülük tedavisi kullanılmaktadır.

  • Romatizmal hastalıklarda (özellikle kas romatizması olarak bilinen fibromiyalji sendromunda),
  • Nörolojik hastalıklarda (migren ve gerilim tipi baş ağrıları gibi),
  • Cilt hastalıklarında (vücutta ödem, selülit ve doğum sonrası ile ilgili cilt problemleri gibi),
  • Plastik estetik cerrahi alanlarında (hirudoterapi tüm dünya’da estetik cerrahlar tarafından tercih edilen bir uygulamadır.),
  • Ortopedik ameliyatlardan sonra veya bir organda kangren oluşmuşsa o bölgelerin kanlanmasını sağlamak için,
  • Yine damarlar ile ilgili diğer bazı damarsal sorunlarda (örn. kronik venöz yetmezlik gibi),
  • Diş tedavilerinde,
  • Bazı göz hastalıklarında (örn. glokom gibi),
  • Diyabetik damar komplikasyonlarında, bunlar gibi durumlarda sülük tedavisi uygulanabilmektedir. 

Diyabet hastalarında sülük tedavisinin uygulama zamanı veya uygulanıp uygulanmayacağı konusunda dikkatli olunmalıdır. 

Sülük tedavisi

Sülük tedavisi için öncelikle sülüklerin doğru seçilmesi gereklidir. Sülüklerin nereye ve nasıl uygulanacağı, kaç noktaya uygulanacağı, uygulamanın amacının bilinmesi çok önemlidir.

Sülüklerin oldukça çok çeşitleri vardır ama özellikle tüm dünyada ve Türkiye’de medikal sülük olarak bilinen sülükler tedavi amaçlı tercih edilir.

Sülüklerin hangi noktalara uygulanacağı, uygulama yapılacak bölgelerin iyi temizlenmesi ve hazırlanması, amaca yönelik uygun miktarda vücuttan kan emdirilmesi çok önemlidir. Sülük tedavisinden yeterli faydayı görmek için, sülüğün belli bir zaman uygulama noktalarında kalması gerekir.

Gerekli şartlar yerine getirildiğinde, sülükler gerekli zaman aralığında vücutta kaldığında ve doğru sayıda ve doğru şekilde uygulandığında sülük tedavisi oldukça başarılı bir yöntemdir.

Sülük nasıl tutturulur?

Sülük tedavisine başlanmadan önce hastanın korkularını ve merak ettiklerini gidermek için ayrıntılı bir görüşme önemlidir.

Sülük tedavisi uygulanacak vücut bölgesinin suyla iyice temizlenmesi gerekir, aksi takdirde sülük yapışmaz. Uygulama alanının çevresi 10×10 cm’lik spançlarla örtülür. Sülüğün yapışması istenilen bölge enjektör ucuyla da çizilebilir. Sülük forseps yardımıyla kavanozundan çıkarılıp istenen bölgeye bırakılır. Fakat sülük istenen bölgeye yapışmazsa başka bir yere yönlendirilebilir.

Sülük yapıştığı yeri nasıl bırakır?

Sülük, yapışması istenilen bölgede durmuyorsa ya sülük doymuştur ya da venöz konjestiyon değil, arter yetersizliği vardır. Sülükler çoğunlukla 10-20 dakikada doyar ve konaktan ayrılır. Uzun bir süre geçtiği halde sülük ayrılmıyorsa arteryel yetersizlik akla getirilmelidir. Böyle bir durumda sülüğü tutunduğu yerden çekmemek gerekir, aksi taktirde dişleri sökülüp ısırık yerinde kalabilir ve enfeksiyona yol açabilir. Sülük, kokain solüsyonu kullanılarak paralize (felç) edilir ve bu şekilde tutunduğu yerden kolaylıkla uzaklaştırılır. Alkol veya hipertonik sodyum klorür solüsyonu kullanımı durumunda, sülük emdiği kanı geri verir ve ısırdığı yeri kendi bakteriyel florasıyla enfekte edebilir. Doymuş sülük %70’lik alkol solüsyonuna konularak öldürülür. Isırık yeri saatte bir heparin uygulanarak temizlenir ve kanamanın devam etmesi sağlanır. Sülük tedavisi ağrısızdır, çok belli olan bir skar dokusu (yara izi) bırakmaz.

Sülük tedavisinin sakıncalı olduğu durumlar (kontrendikasyonlar)

Sülük tedavisi kontrendikasyonları arasında en başta arteriyel yetmezlik vardır.

  • İmmünolojik habis hastalık varlığında,
  • Edinsel immün yetersizlik varlığında veya bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlarda,
  • Kanama eğilimi (hemofili gibi bir hastalığı) olanlarda,
  • Kan nakli gerekliliğinde,
  • Anemisi (kansızlığı) olanlarda,
  • Daha önceki sülük kullanımına veya başka yabancı proteinlere karşı alerjik reaksiyon gösterenlerde,
  • Yaraları geç iyileşenlerde,
  • Ameliyat öncesinde ve sonrasında,
  • Diyaliz tedavisi alan hastalarda,
  • Aktif tüberküloz enfeksiyonu varken,
  • Mental hastalıkların akut evresinde,
  • Vücut sıcaklığı yüksek olduğunda, bunlar gibi durumlarda sülük tedavisi kontrendikedir (uygulanmamalıdır).

Diyabet hastalığı olanlarda da sülük tedavisinin ne zaman uygulanacağı veya uygulanıp uygulanmayacağı konusunda dikkatli olunması gerekmektedir.

Sülük tedavisi öncesinde gerekli kan testleri yapılarak ve hekim (doktor) değerlendirmesi ışığında uygulanmalıdır.

Sülük tedavisini kendimiz uygulayabilir miyiz?

Sülükler, tedaviden önce özel olarak hazırlanmış solüsyonlar içerisinde bekletilir. Sülükler değişik ortamları tanırlar, uygulama şekilleri ve kendi içinde çeşitleri vardır. Vücudun sülüklerden fayda görmesi için özellikle medikal sülük denilen sülük çeşitleri seçilir.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığının takibinde olan belli sülük çitlikleri vardır. Bu işin uzman doktorları, uygun merkezlerde, uygun sülükleri temin ederek, uygun sterilizasyonu sağlayarak bu tedavi yöntemini uygulamaktadırlar. Çünkü sülük tedavisinde uygulama şekli, sülük sayısı, doğru sülük seçimi, iyi sterilizasyon, uygulama öncesi ve sonrası dikkat edilmesi gereken durumlar çok önemlidir. Eğer bunlara dikkat edilmezse enfeksiyonlar gelişebilir, kanamalar olabilir.

Sülük yapıştırmanın zararı olur mu?

Sülük tedavisi, doğru uygulandığında herhangi bir zararının olmadığı bilinen bir alternatif tedavi uygulamasıdır. Sülüklerin uygulama öncesi antiseptik özelliği olan özel solüsyonlar içerisinde bekletilmesi, sülük tedavisi uygulanacak olan bölgenin hijyeninin sağlanması, nerelere uygulanacağının önceden tespit edilmesi, en önemlisi de bu işin uzmanı bir doktor tarafından yapılması gibi kurallara dikkat edilmesi doğru uygulamayı tanımlar.

Sülükler tek kullanımlıktır, bu nedenle kan yoluyla kişiden kişiye hastalık geçme gibi bir riski yoktur. Sülük tedavisinden sonra en sık karşılaşılan şikayet kaşıntı dır. Bu tür durumlarda 1-2 gün o bölgeye soğuk uygulama tavsiye edilir.

Sülük tedavisinin olası komplikasyonları

  • Sülük tedavisine takiben kanama süresi uzayabilir. Bu durum topikal trombin ve basınç uygulayarak tedavi edilebilir.
  • Sülüğün salyasına karşı anafilaksi ve lokal alerjik reaksiyonlar görülebileceği bildirilmiştir.
  • Sülüklerin tekrar kullanımına bağlı skarlaşma görülebilir.
  • Sülük, ağız boşluğu ve bronşlara ulaşarak hemoptizi ve lober çökmelere (kollaps) neden olabilir.
  • Sülük, hastanın sindirim ve genito-üriner sistemine kaçabilir.

Sülük tedavisinin en korkulan komplikasyonu aeromonas hydrophila enfeksiyonudur. Aeromonas hydrophila, Vibrionaceae familyasına ait, anaerobik gram negatif, çubuk şeklinde özellikle su ortamlarında bulunan bir bakteridir. A. hydrophila insanlarda gastroenteritis, septisemi, pnömoni ve menenjit gibi enfeksiyonlara neden olur. Sağlıklı insanlarda enfeksiyon sadece yaralanmış bölge ile sınırlı kalırken, bağışıklık sistemi zayıf ve hasta olan insanlarda ise septisemi gibi daha ağır enfeksiyonlara, hatta ölüme bile neden olabilmektedir.

Benzer sağlık yazıları

  1. Fibromiyalji sendromu nedenleri ve tedavisi
  2. Migren nedenleri ve tedavisi
  3. Baş ağrısı nedenleri ve tedavileri
  4. Varis nedenleri ve tedavisi
  5. Kangren nedenleri ve tedavisi

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Konular

Üste Git