E

Endokrinoloji Nedir? Endokrin Hormonlar ve Endokrin Sistem Hastalıkları

Endokrin sistem nedir?

Endokrin sistem, vücutta hormonları (normal vücut işleyişi için gerekli olan kimyasal maddeleri) üreten bezlerin toplamıdır.

Endokrin bezler;

  • Hipofiz bezi
  • Tiroid bezi
  • Paratiroid bezler
  • Adrenal bezler
  • Pankreas
  • Testisler
  • Yumurtalıklar.

Bu bezler tarafından üretilen hormonlar büyüme, metabolizma, cinsel gelişim ve fonksiyon ve strese yanıtı da içeren çok sayıda vücut sürecinden sorumludur.

Bir spesifik hormonun üretiminde herhangi bir azalma ya da artma, kontrol ettiği süreç üzerinde etkilidir. Az ya da çok üretimini önlemek için pek çok endokrin bezden hormon salınımı, hipofiz bezi tarafından düzenlenir, buna karşın hipofiz bezi de bir geri bildirim mekanizmasına göre beyindeki hipotalamus (hormon üretiminin kontrol kutusu) tarafından etkilenir.

Endokrin sistemin başlıca fonksiyonları

  • Üremeyi ilişkin fonksiyonları düzenlemek
  • Büyüme ve gelişmeyi kontrol etmek
  • Stres yaratan durumlarda uygun yanıt oluşturulmasını ve uyumu sağlamak
  • Homeostazisi (sağlıklı bir yaşamın devamı için vücudun yapı ve işlev bakımından gösterdiği değişmezliğini) korumak.

Endokrin bezler ve bu bezlerin salgıladıkları hormonlar

Endokrin sistem, endokrin bezler olarak adlandırılan doku ve organlardan oluşmuştur. Bu bezler hormon olarak adlandırılan kimyasal maddeleri sentezleyip salgılarlar.

Hipotalamus ve hipofiz bezi ve salgıladığı hormonlar: Hipofiz bezi fasulye tanesi büyüklüğünde, yaklaşık 0,5 gram ağırlığında endokrin bezdir. Diğer endokrin bezlerin çalışmasını kontrol eden hormonlar salgılar. Beyin tabanında, hipotalamusun altında bir çıkıntı şeklinde uzanır. Hipofiz bezinin çalışması hipotalamus tarafından kontrol edilir. Üç bölümden oluşur; ön hipofiz, orta hipofiz ve arka hipofiz. Hipofiz hormonları; büyüme hormonu, prolaktin hormonu, adrenokortikotrop (ACTH), tiroid stimule edici hormon (TSH), folikül stimule edici hormon (FSH), luteinizan hormon (LH), antidiüretik hormon (ADH), oksitosin gibi hormonlar hipofiz bezi hormonlarıdır.

Tiroid bezi ve salgıladığı hormonlar: Tiroid bezi, boyunda trakeanın önünde, krikoid kartilajın hemen altında tiroid ve krikoid kıkırdağın üstünde yer alır. İki lobdan oluşur. İki parça isthmus adı verilen yapı ile birleşerek ”H” şeklinde bir görünüm alır. Yaklaşık 20-30 gr ağırlığında olup kan akımı yönünden oldukça zengindir. Folikül adı verilen keseciklerden oluşur. Foliküller küboid epitel hücreyle çevrilidir ve ortalarında kolloid adı verilen bir madde vardır. Tiroid bezi hormonları; tiroksin (T4), tiriyodotironin (T3) ve kalsitonin gibi hormonlardır. Tiroid aktivitesi hipofiz tarafından salgılanan TSH (tiroid uyarıcı hormon) tarafından kontrol edilir.

Pratiroid bezler: Tiroid bezinin hemen arkasında ikisi alt, ikisi de tiroid bezinin üst kutuplarına yerleşmiş 6 mm uzunluğunda, 3 mm genişliğinde ve 2 mm kalınlığında koyu kahverengi 4 adet küçük bezden oluşur. Parathormon (PTH); kalsiyum düzeyini arttırır, fosfor düzeyini azaltır, kemiğin reabsorbsiyonunu arttırır. Gastrointestinal sistemden kalsiyum emilimini sağlar. Kemiklerden kalsiyumu resorbe eder, fosforu atar.

Adrenal bezler: Böbrek üstü bezleri her iki böbreğin üst kısmına yerleşmiştir. Her bir adrenal bez iki farklı bezin bileşiminden oluşmuştur. Medulla (iç bölümü), korteks (dış bölümü) oluşturur ve bunlar; adrenal medulla, adrenal korteks olarak adlandırılırlar. Medulla ve korteks farklı hedef organları olan farklı hormonlar salgılarlar. Adrenal korteks’in hormonları; glukokortikoidler (kortizon, kortikosteron), minerelokortikoidler (aldosteron), gonadokortikoidler (androjen, östrojen ve progesteron) hormonlarıdır. Adrenal medulla hormonları, adrenalin (epinefrin) ve noradrenalin gibi hormonlardır.

Pankreas bezi: Bu bez, midenin hemen arkasında yer alan endokrin ve ezokrin görevi olan yaprak şeklinde bir bezdir. İki tip dokudan meydana gelmiştir. Duodenuma sindirim hormonları salgılayan asinüsler ve salgılarını doğrudan kana salgılayan langerhans adacıkları. Pankreatik hormonlar; glukogon (alfa hücreleri), insülin (beta hücreleri), somatostatin (delta hücreleri), pankreatik polipeptid (F hücreleri) sentezlenir.

Gonadlar (cinsiyet bezleri): Gonadlar kadınlarda overler, erkelerde ise testislerdir. Gonadlar üreme fonksiyonlarını kontrol eden hormonlar salgılarlar. Gonadların salgıladığı hormonlar; erkeklerde ana cinsiyet hormonu testosteron, kadınlarda ise östrojen, progesteron ve relaxin hormonlarıdır.


Hormon nedir?

Hormon, bezler veya doku tarafından kan akımına salınan ve vücut dokularında veya başka bölümlerinde değişikliğe yol açan kimyasal maddedir. Hormonlar vücuttaki fonksiyonları büyük ölçüde kontrol ederler. Bunlar arasında hücre içi metabolizma, gelişme, cinsel gelişme ve vücudun stres ve hastalığa yanıtı vardır.

Hormonların çoğu içsalgı bezleri tarafından salınır. Başlıca içsalgı bezlerinin temel fonksiyonu (hipofiz, tiroid, paratiroid, adrenal hücreler, pankreas, overler ve testisler) çeşitli hormonları üretmektedir. Hormonlar ayrıca beyin, böbrekler, mide ve bağırsaklar, kalp ve hamilelerde plasenta gibi başka organlar tarafından da salınır.

Hormonların sınıflandırılması

Hormonlar kimyasal yapılarına göre üç grupta incelenirler; yağda eriyebilen steroid kaynaklı, steroid hormonlar, aminoasit kaynaklı hormonlar, suda eriyen protein yapılı hormonlar (az sayıda glikoprotein yapılı hormonda vardır).

Hormonlar kan dolaşımına verilince kanın ulaştığı her yere gidebilirler. Ancak hormonlar, sadece belirli bir hormona özgü reseptörü olan hücreler üzerinde etkili olabilirler. Bu özel reseptöre sahip hücrelere hedef hücre veya daha genel olarak hedef doku ya da hedef organ denir.

Hormonların taşınması

Hormonlar proteinlere bağlı ya da serbest olarak taşınırlar.

Protein hormonlar: Kanda plazma proteinlerine bağlanmaksızın serbest halde bulunur ve bu şekliyle hedef hücreye taşınırlar ve dolayısıyla da yarı ömürleri kısadır.

Steroid hormonlar: Büyük oranda plazma proteinlerine bağlanarak, pek az kısmı ise serbest halde hedef hücrelere giderler. Plazma proteinlere bağlanma hedef hücreye geçişi kısıtlar ancak etki süresini de uzatır.

Hormon üretiminin kontrolü nasıl sağlanır?

Bir bez tarafından çok fazla ya da çok az hormon üretimi, geribildirim mekanizmalarıyla engellenir. Hormonların kan seviyelerindeki farklılaşmalar, duruma uygun trofik (bez uyarıcı) hormonlarının üretimini düzenlemek için hipofizi harekete geçiren ve beynin hipotalamus olarak bilinen bir bölgesi tarafından tespit edilir.

Tiroid bezinden örnek gösterecek olursak;

1- Tiroid bezi tarafından hormon üretimi ve hipofiz bezi tarafından trofik hormon üretimi normaldir.

2- Eğer örnek bez (tiroid bezi) tarafından hormon üretimi yükseltilirse, geribildirim etkisi, durumu normale döndürmek için daha az trofik hormon üretir.

3- Eğer örnek bez (tiroid bezi) tarafından hormon üretimi düşürülürse, geribildirim azalır ve bu durumu normale döndürmek için daha fazla trofik hormon salgılanır.

Hormonların etki biçimi

Permisif etki (izin verici etki): Bir hormonun etkisini gösterebilmesi için, diğer bir hormonun ortamda bulunması gerekir (örn. FSH salgılanması için GnRH’a ihtiyaç vardır).

Sinerjik etki: Bazı hormonlar, diğer bir hormonla aynı hedefe yönelik etki ederler (örn. süt oluşumu için östrojen ve progesteron hormonlarının birlikte etkisi gerekir).

Antagonist etki: Bazen bir hormon diğerini üzerine engelleyici-kısıtlayıcı etki yapabilir (örn. yükselen inhibin hormonun FSH’yı engellemesi gibi).

Endokrin hormonlar ve bu hormonların vücuttaki etkileri

  • Antidiüretik hormon (ADH): Hipotalamustan salgılanır ve arka hipofiz arka lob’da depolanır. ADH’nın hedef organı böbreklerdir. Böbrek distal tübülleri ve toplayıcı kanallardan su reabsorbsiyonunu arttırır, böylece idrar miktarını azaltır. Dehidrasyon ve koma gibi kan sıvı miktarının azaldığı durumlarda ADH salgısı artar.
  • Oksitosin: Beyinde hipotalamusta sentez edilir ve hipofiz arka lob’dan salınır. Oksitosin doğum sırasında rahim (uterus) kasının kasılmasını, doğumdan sonra da sütün emmeyle salınmasını sağlar.
  • Büyüme hormonu (BH), Growth hormon (GH) veya Somatotropin: Hipofiz ön lob’dan salınan, petit yapılı, insanlarda ve hayvanlarda büyüme, hücre üretimi ve yenilenmesini uyaran hormondur. Tek bir özel hedef organı olmayıp bütün vücut bölümlerini etkileyerek büyümeyi ve metabolizmayı arttırır. En belirgin etkisi çocuklarda ve adolesan dönemde doku kitlesini arttırarak (protein sentezi) ve hücre bölünmesini uyararak büyümeyi hızlandırmasıdır. Uzun kemiklerin epifiz plakları üzerine doğrudan etki ederek epifiz plaklarının devamlılığını sağlar.
  • Prolaktin hormonu: Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanan iç salgı hormonudur. Prolaktin salgısı hipotalamusta üretilip adenohipofize aktarılan iki hormon (prolaktin salgılatıcı hormon ve prolaktin salgısını durdurucu hormon) tarafından kontrol edilir. Prolaktinin kadınlarda iki görevi vardır; östrojen (dişi cinsiyet hormonu) ile birlikte hamilelik döneminde meme bezlerinin süt kanallarının gelişimini uyarır, doğumdan sonra da meme dokusunda süt üretimini uyarır.
  • Tiroid stimule edici hormon (TSH): Hipofiz ön lob’dan salgılanır. TSH tiroid bezi hormonlarının sentez ve sekresyonunu uyarır. TSH’nın fazla salgılanması guatr olarak adlandırılan tiroid bezinin büyümesine yol açar. TSH sekresyonu hiptalamusta üretilen tirotropin salgılatıcı hormon ile kontrol edilir.
  • Adrenokortikotrop hormon (ACTH): Hipofiz ön lob’dan salgılanır. ACTH böbrek üstü bezinden glukokortikoidler olarak isimlendirilen steroid yapılı hormonların üretimini ve salgısını arttırır. ACTH salgısı hipotalamustan salgılanan kortikotropin salgılatıcı hormon tarafından düzenlenir. Stres, ADH ve diğer hormonlar kortikotropin salgılatıcı hormon salgısını feedback mekanizmalar ile etkileyerek ACTH salgısını arttırırlar.
  • Luteinizan hormon (LH): Hipofiz ön lob’dan salgılanır. LH’nın hedef organı erkeklerde tetislerdeki interstisyel hücreler (bu hücreler testosteron salgılar), kadınlarda ise overlerdir. LH ovulasyonu uyaran gonadotropik bir hormondur. FSH ile birlikte ovulasyonu (yumurtlamayı) sağlar. LH salgısı progesteron, östrojen ve testosteron gibi hormonlarla feedback olarak düzenlenen gonadotropin salgılatıcı hormon tarafından kontrol edilir.
  • Folikül stimule edici hormon (FSH): Hipofiz ön lob’dan salgılanır. FSH’da bir gonadotropik hormondur. FSH kadınlarda menstruel siklus boyunca overlerde folikül hücrelerinin büyümesini ve folikül hücrelerinden östrojen salgılanmasını uyarır. Erkeklerde sperm üreten hücreleri uyarır ve spermin olgunlaşmasını sağlar. Salgısı gonadotropin salgılatıcı hormon ile kontrol edilir.
  • Melanosit stimule edici hormon (MSH): Hipofiz ön lob’dan salgılanır. MSH’nın insanlarda rolü tam olarak bilinmemektedir. Aktif bir hormonun öncüsü olarak sınıflandırılır. Deride pigment (melanin) oluşumunu uyardığı tahmin edilmektedir.
  • Tiroksin (T4)/Triiyodotironin (T3): Tiroid bezinden salgılanır. Anabolik hormonlardır. Metabolizmayı uyarır, oksijen gereksinimini azaltır, fazlası katabolik etki yapar.
  • Kalsitonin: Tiroid bezinden salgılanır. Kandaki kalsiyum düzeyini düşürür. Kemik hücresinde kemik yıkımını azaltır, kemikten kana kalsiyum geçişini azaltır, kandan kemiğe kalsiyum geçişini arttırır, sonuçta kan kalsiyumu düşürülür.
  • Parathormon (PTH): Paratiroid bezlerinden salgılanır. Kalsiyum düzeyini arttırır, fosfor düzeyini azaltır, kemiğin reabsorbsiyonunu arttırır. Gastrointestinal sistemden kalsiyum emilimini, kemiklerden kalsiyumun kana geçmesini sağlar. Böbrek tubüllerinden kalsiyumu reabsorbe eder, fosforu atar. Parathormon seviyesi azaldığında kan kalsiyum seviyesi düşer, fosfor seviyesi artar. Parathormon fazlalığında kanda kalsiyum seviyesi yükselir, fosfor seviyesi azalır.
  • Glukokortikoidler (kortizon): Adrenal korteksten salgılanır. Stres ve yaralanmalara karşı savunmada önemlidir. Protein, karbonhidrat ve yağ katabolizmasını hızlandırır. Sodyum tutulumunu, potasyum atılımını arttırır. Yani tüm beslenme metabolizmasında etkilidir.
  • Mineralokortikoidler (aldosteron): Adrenal korteksten salgılanır. Na ve tuz metabolizmasını düzenler. Sodyum retansiyonuna ve potasyum atılmasına eğilimi arttırır.
  •  Gonadokortikoidler (androjen, östrojen, progesteron): Sekonder (ikincil) cinsellik özelliklerinin oluşumu ile ilgilidir.
  • Adrenalin: Adrenal medulladan salgılanır. Stresin etkilerini azaltır. Kaslara enerji gerektiğinde glikojeni glikoza çevirir. Koroner damarları genişletir. Kalp hızını arttırır. Bronş, gastrointestinal sistem ve mesane düz kaslarını gevşetir.
  • Noradrenalin: Adrenal medulladan salgılanır. Kan basıncını etkiler.
  • Glukagon: Pankreastan salgılanır. Glikojenin glikoza çevrilmesini uyararak kan glikozunu yükseltir. Yağ dokusunda yağ asidi ve gliserol salınımını uyararak enerji için yağ kullanımını teşvik eder. Bu nedenle glukagon hiperglisemik bir hormondur.
  • İnsülin: Pankreastan salgılanır. İnsülin glukagon hormonunun tersi etkilere sahiptir ve dokulara glikoz girişini arttırarak kan glukoz düzeylerini düşürür. Glikozun glikojene çevrilmesini uyararak depo edilmesini sağlar. Fazla insülin salınımı hipoglisemiye neden olur. Karbonhidrat metabolizmasının kontrolü için insülin ve glukagon gereklidir.
  • Testosteron: Testislerin interstisyel hücrelerinden salgılanır. FSH ve LH ile birlikte spermatogenezi (sperm üretimini) uyarır. Erkek cinsiyet organlarının gelişimi ve devamı için gereklidir. Sekonder (ikincil) cinsiyet özelliklerinin (yüzde ve pubik bölgede kıllanma, larinkste genişleme, sesin kalınlaşması, kas kütlesinin artması gibi) gelişimini uyarır.
  • Östrojenler: Overlerden (kadınların yumurtalıklarından) salgılanır. Kadınlarda menstruel siklus, meme bezlerinin gelişimi ve kadın cinsiyet özelliklerinin düzenlenmesine katkıda bulunur.
  • Progesteron: Overlerden salgılanır. Progesteron da meme bezlerinin gelişimini ve menstruel siklusu düzenler. Ayrıca hamilelikte plasenta oluşumuna katkıda bulunur.
  • İnhibin: A ve B alt grupları vardır. Kadınlarda over gronolosa hücrelerinden, erkeklerde de sertoli hücrelerinden salgılanmaktadır. Kadınlarda hem inhibin A hem de inhibin B yapılmaktadır. İnhibinlerin vücuttaki etkileri gematogenezisin düzenlenmesidir. Bu regülasyonda hipofizden salgılanan FSH ile negatif bir feedback ilişkisi vardır. İnhibinlerin ayrıca, gonadlarda lokal olarak folikül büyümesi ve oosit maturasyonunu etkilediği sonucuna varılmıştır.

Diğer endokrin bezler ve bu bezlerin salgıladıkları hormonlar ve enzimler

Böbrekler: Eritropoietin, 1,25 dihidroxivitamin D3, prekallikreinler, prostaglandinler ve renin enzimmini üretirler.

Pineal bez: Melatonin, deri pigmentleri ile ilişkilidir.

Timus bezi: T lenfositlerin oluşumu ile ilgili hormon ve maddeler salgılar.

Kalp: Atriopeptin adı verilen bir hormon sentezler, depolar ve salgılar. Atriopeptin sıvı-elektrolit dengesi ile ilişkilidir, aşırı yükselmiş kan basıncını ve kan miktarını düşürür.

Sindirim sistemi: Gastrin, sekretin ve kolesistokinin salgılar. Gastrin mide mukozasından salınır ve midenin asit salgılamasını uyarır. Sekretin duodenum mukozasından salınır ve pankreastan bikarbonattan zengin sıvı salgılatarak mideden gelen içeriğin asiditesinin nötralize edilmesini sağlar. Kolesistokinin de duodenumdan salgılanır ve safra kesesinin kasılmasını uyarır. Safra kesesi de yağ sindiriminde görev alan safra salgısını gerçekleştirir.

Plasenta: Gebelikte fetüsün beslenmesi için gelişen özelleşmiş bir organdır. Plasenta östrojen, progesteron, human koryonik gonadotropin hormonlarını ve relaxin salgılar. Bu hormonlar gebeliğin devamlılığına yardımcı olurlar. Bu hormonların hedef organları overler, meme bezleri ve rahimdir. Relaxin: Az miktarda sentezlenir ve doğum ile ilişkilidir.

Endokrinoloji nedir?

Endokrinoloji, endokrin sistem ya da hormonal sistemin çalışması, bozukluklarının araştırılması ve tedavisinden sorumlu bilim dalıdır. Hormonlar vücutta çeşitli organlardan salgılanırlar ve bütün metobolizmayı ve bütün organları etkileyen maddelerdir.

Endokrinolog kimdir?

Endokrinolog endokrin sistem hastalıkları ile uğraşan doktordur. Endokrinologlar hormon salgılayan bezleri etkileyen hastalıkları teşhis ederler. Endokrinologlar, hormon dengesizliği ve problemlerine tanı koymak ve tedavi vermek için eğitim almışlardır. Birçok farklı durumla ilgilenirler.

Endokrin bozukluklar ve endokrinoloji bölümünü ilgilendiren hastalıklar

Tüm endokrin bozukluklarda, bir hormonun bir bez tarafından eksik ya da fazla üretimi söz konusudur. Anormal hormon üretiminin ortak nedenleri arasında bir bezi etkileyen tümör ya da otoimmün bir hastalık veya pek çok diğer bezi kontrol eden hipotalamusun bir bozukluğu vardır. Anormal hormon üretiminin Addison hastalığı ya da Cushing hastalığında olduğu gibi sıklıkla, hipofiz ve hipotalamus tarafından trofik uyarıcı hormonların salınımı üzerinde, bir geribildirim etkisi vardır.

Bir bozukluğun nedenini tam belirlemek için değişik hormonların kan düzeylerinin ölçülmesi gerekir. Hormonların fazla veya eksik üretimi ve buna neden olan durumların araştırılması, tedavileri ve takipleri endokrinoloji alanında ve endokrinologlar tarafından yapılır.

Endokrinoloji organizmada veya insan vücudunda hormon salgılayan salgı bezlerinin tüm hastalıklarını bakmaktadır.

  • Diyabetik hastalıklar
  • Tiroid hastalıkları
  • Salgı bezlerinin tümörleri
  • Hormonların fazla veya az üretimi
  • Metabolik bozukluklar
  • Yağ metabolizması ile ilgili hastalıklar (lipid bozukluklar)
  • Büyüme ile ilgili hastalıklar ve/veya bozukluklar
  • Osteoporoz
  • İnfertilite
  • Obezite
  • Menopoz
  • Andropoz, bunlar gibi hastalıklar ve/veya bozukluklar endokrinoloji bölümünde araştırılır, teşhis edilir, tedavisi ve takibi yapılır.

Hipofiz bezi hastalıkları

Diyabetis insipitus (şekersiz şeker hastalığı): Antidiüretik hormon (ADH) yetersizliği sonucu ortaya çıkan, çok fazla miktarda idrar çıkışı ile karakterize şekersiz diyabet olarak bilinen bir hastalıktır. Gelişen hücresel ve hücre dışı dehidratasyon, susuzluk hissi ve çok su tüketimine neden olur.

Akromegali (büyüme hormonu fazlalığı): Erişkinlerde (büyümesi tamamlanmış bir insanda) büyüme hormonunun aşırı salgılanması sonucu ortaya çıkar. Hastaların çoğunda büyüme hormonunun aşırı salgılanmasına sebep olan iyi huylu bir hipofiz tümörü vardır.

Jigantizm (devlik): Ergenlik çağından önce hipofiz bezinden büyüme hormonunun aşırı salgılanması sonucu büyümenin kontrolden çıkmasıyla jigantizm gelişir. Nadiren görülür. Jigantizm yetişkinlik dönemini tamamlamamış olan çocuklarda (genellikle 10 yaşından önce) ortaya çıkar.

Diwarfizm (cücelik): Hipofiz ön lobundan salgılanan büyüme hormonunun çocukluk çağında yetersiz salınımı sonucu gelişir. Genel olarak vücut bölümleri orantılıdır ancak gelişme hızı yavaştır.

Hiperprolaktinemi (prolaktin hormonu fazlalığı): Kan prolaktin seviyesinin normalin üzerindeki değerlere çıkmasıdır. Hiperprolaktinemi ile seyreden pek çok hastalık, ilaç etkisi, ve diğer iatrojenik durumlar vardır.

Hipofiz tümörleri: Hipofiz adenomları çoğunlukla iyi huylu tümörler olup kafatasının tabanında ve beynin altında yerleşmiş olan hipofiz bezinden kaynaklanır. Burada oluşan tümörler fazla hormon salgısına bağlı olarak veya aşırı büyüyerek çevre dokulara yaptığı bası ve yayılma yaptığında belirti verirler. Hormon salgılamayan adenomlar genellikle yavaş büyürler ve yıllarca herhangi bir belirti göstermeden kalabilirler. Hormon salgılayan adenomlar ise hormonların vücutta ortaya çıkardığı etkiler nedeniyle erken belirti verirler.

Hipopituitarizm (hipofiz bezi yetmezliği): Hipofiz bezinden salgılanan hormonların fazlalığı ve bu hormonların eksikliği ile giden iki grup hastalığı içerir. Hipofiz bezinden salgılanan 5 veya daha fazla hormonun bir veya daha fazlasının çeşitli nedenlerle eksilmesine hipofiz yetmezliği denir.

Hipofiz Bezi Hastalıkları

Tiroid bezi hastalıkları

Tiroid tümörleriTiroid bezinde oluşan habis ve selim tümörler tiroid bezinde büyümeye neden olur. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülür.

Basit guatr: Tümör, iltihap ya da fonksiyon bozukluğu olmadan meydana gelen tiroid bezinin büyümesidir. En önemli nedeni beslenme ile yeterli iyot alınamamasıdır.

Nodüler guatr: Tiroid nodülleri, tiroid bezi içinde oluşan ve bezin normal dokusuna benzemeyen, çeşitli büyüklüklerde olabilen anormal dokulardır. Nodüllerin %50 kadarı tek nodül, %50 kadarı da çoklu nodül (multipl nodül) şeklinde bulunur.

Tiroiditler: Tiroid bezinin bakteriler veya virüslere bağlı gelişen inflamasyonudur. Üç şekilde görülebilir; akut tiroidit, subakut granülomatöz tiroidit, kronik tiroidit (Hashimoto tiroiditi).

Hashimoto tiroiditi: Vücudun kendi koruma sisteminin tiroid hücrelerine saldırdığı bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden fazladır ve genellikle 45 ile 65 yaş arasında ortaya çıkar. Gen polimorfizmi ile genetik yatkınlık görülür.

Graves hastalığı: Hipertiroidizmin en sık nedenidir. Daha çok kadınlarda görülür. Tam olarak nedeni bilinmemektedir. Graves’li hastalarda otoimmün hastalık (Addison hastalığı, tip 1 diyabetes mellitus, pernisiyöz anemi, myasthenia Graves gibi) hastalıklar bulunabilir.

Hipertiroidi: Tiritoksikoz, kanda tiroid hormonlarının (T4 ve T3) artması ve periferik dokularda artmış tiroid hormon etkilerinin görülmesidir. Çeşitli nedenler tiritoksikoza yol açabilir. Bu nedenlerin en önemlisi tiroid hormon yapımının artmasına bağlı hastalıklardır. Tiroid hormon yapımının artışına bağlı olarak ortaya çıkan tiritosikoza (hipertiroidi) denir.

Tiroid fırtınası (tirotoksik kriz): Tiroid fırtınası, hayatı tehdit eden ağır bir tirotoksikoz tablosudur. Krize yol açan iki önemli grup kolaylaştırıcı faktör mevcuttur. Bunlar; ek hastalıkların neden olduğu tiroid hormonların periferik etkilerinin artması, ikinci grupta ise tiroid cerrahisine bağlı tiroid hormonları salgısının artmasıdır.

Hipotiroidi: Tiroid hormonlarının eksikliği veya nadiren etkisizliği sonucu ortaya çıkan bir sendromdur ve metabolik olayların yavaşlamasına neden olur. Tiroksin ve tiriyodotroninin eksikliği söz konusudur. Yenidoğanlarda ve çocuklarda büyüme ve gelişmenin belirgin yavaşlamasına yol açar.

Miksödem koması: Miksödem koması, hiptiroidinin çeşitli organ anormallikleri ve mental bozulma ile karakterize nadir, fakat ölümcül olabilen bir komplikasyonudur. Hastalıkta ölüm oranı yüksek olduğu için erken tanı ve erken tedavi son derece önemlidir.

Tiroid Bezi Hastalıkları

Paratiroid bezi hastalıkları

HiperparatiroidiParat hormonun aşırı salgılanmasına hiperparatiroidizm denir. Paratiroid bezlerinden parathormonun fazla salınması sonucu kemik dekalsifikasyonları, osteoporoz,  böbreklerde de kalsiyum çökmesi sonucu enfeksiyon ve taş oluşumu hiperparatiroidizmin tipik özellikleridir.

Hipoparatiroidi: Paratiroid bezlerinin yeterli miktarda parathormon salgılayamaması sonucu hipokalsemi ve hiperfosfatemi ile seyir gösteren klinik bir tablodur.

Paratiroid karsinomu: Paratiroid kanseri primer hiperparatiroid olgularının yaklaşık %1’inden sorumludur. Boyun bölgesine radyasyon uygulamaları, bazı sporadik ve ailesel tümörler hastalığın etyolojisinde suçlanmakla birlikte, paratiroid karsinomlarının nedeni bilinmemektedir.

Paratiroid Hastalıkları

Pankreas hastalıkları

Diyabetis mellitus (şeker hastalığı): İnsülin sekresyonunun veya insülin etkisinin yetersizliği sonucu karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında bozukluklara neden olan kronik bir metabolizma hastalığıdır. Diyabetis mellitus ağır organ hasarlarına ve erken ölümlere sebep olabilir.

Şeker düşüklüğü (kan şekeri düşüklüğü): Plazma glukoz konsantrasyonunda belirti ve bulgulara neden olacak kadar düşme ile karakterize bir sendromdur.

İnsülin direnci: İnsülin direnci eksojen ya da endojen insüline bozulmuş biyolojik yanıt olarak tanımlanır. Bu tanımlama insülinin organizmadaki birçok etkenlerini de kapsar. İnsülin direnci birçok klinik tabloya neden olabilir. en yaygın formu ve en iyi bilineni tip 2 diabetes mellitıs ve metabolik sendromdur.

Pankreatit: Pankreasın iltihabıdır. Pankreatit ani bir atak şeklinde ortaya çıkarsa (akut pankreatit), Şiddetli bir atak ya da tekrarlayan birkaç atak sonrasında müzmin hale gelmişse (kronik pankreatit) olarak adlandırılır. Akut pankreatit erkek ve kadınlarda hemen hemen eşit oranda görülürken kronik pankreatit erkeklerde daha sık görülmektedir.

Pankreasın endokrin tümörleri: Pankreasın adacık hücreli tümörleri embriyolojik olarak nöral krestten köken alırlar. Klinik belirtiler ve bulgular, tümöral kitlenin neden olduğu bulgulara ve hormon üretimi olup olmadığına bağlıdır. Pankreasın endokrin tümörleri benign (iyi huylu) veya malign (kötü huylu) karakterde olabilir. 

Adrenal bez (böbreküstü bezi) hastalıkları

Addison hastalığı (kortizol hormonu azlığı): Adrenal korteksten adrenokortikal hormon yapımının yetersizliğinden kaynaklanır. Her yaşta görülebilir. Erkek ve kadınlarda görülme sıklığı eşittir.

Cushing sendromu (kortizol hormonu fazlalığı): Sürrenal korteksin hiperfonksiyonu ile kanda glukokortikoidlerin artması sonucu meydana gelen bir hastalıktır. Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür.

Hiperaldosteronizm (aldosteron hormonu fazlalığı): Primer ve sekonder hiperaldosteronizm olarak iki ana başlık altında değerlendirilir. Hiperaldosteronizm adrenal bezden aşırı aldosteron salınımına bağlı ortaya çıkar. Tedavi, hiperaldosteronizmin nedenine, hastanın tıbbi durumuna ve istenmeyen ilaç etkileri gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.

Feokromositoma (katekolamin hormonların fazla salgılanması): Adrenal medulladan aşırı katekolamin salınımıyla giden durumdur. Katekolamiler; böbreküstü bezlerinde (adrenal bezlerde) ve sinir sistemin yapılır. Adrenalin (epinefrin), noradrenalin (norepinefrin) ve dopamindir. Sıklıkla baş ağrısı, aşırı terleme, çarpıntı bulgularıyla kendini gösterir.

Nöroblastom: Böbreküstü bezlerinde ve vücudun değişik bölgelerinde görülebilen, genç sinir hücrelerinden kaynaklanan kötü huylu (malign) bir tümördür. Boyundan başlayıp kuyruk sokumuna kadar vücudun her yerinde ortaya çıkabilir. En sık böbreküstü bezlerinde, karın içinde oluşur. En sık bulgu başka şikayete neden olmayan, aile, hasta tarafından veya doktor muayenesi sırasında fark edilen karın şişkinliği veya kitlesidir.

Adrenal adenomlar: Böbreküstü bezi adenomlarının %80’i benigndir. Fonksiyonsuz adenomlar hormon salgılamazlar, bundan dolayı da  belirti vermezler. Fonksiyonel adenomlar ise hormon salgılarlar. Kortizol salgılayan tümörler Cushing sendromuna neden olur. Erkeklik hormonu salgılayan tümörler erkeklerde akneye kadınlarda aşırı kıllanmaya (hirsutizme) neden olurlar. Fonksiyonel adenomların en bilindik bulgusu hipertansiyondur.

Adrenokortikal karsinoma: Adrenokortikal karsinomaların çoğu tedavi edilemez aşamada (%70’i 3.-4. evre) tanınır. Hastalar karın ağrısı ve bası bulgusu veren kitle ile başvurur. Fonksiyonel olanlar sıklıkla virilizasyon bulguları ile seyir gösteren ve hızlı gelişen Cushing sendromu ile kendini gösterirler.

İnsidental adrenal kitleler: İnsidentalomalar korteks ve medulladan kaynaklanabilirler. Bunlar benign veya malign, klinik olarak bulgu vermese de fonksiyonel veya nonfonksiyonel olabilirler. Yetişkinlerde insidentalomalar kortikal adenom, kortikal karsinom, feokromositoma, miyelipoma, kist, ganglionöroma, nöroblastom ve diğer tümörlerin metastazları olarak görülmektedir. Çocuklarda rastlanan insidental kitlelerin malign olma olasılığı daha yüksektir.

Prematür ovaryan yetmezlik: Prematür ovaryan yetmezlik (POY), hipergonadotropinemi ve östrojen hormonu eksikliğinin eşlik ettiği, 40 yaşından önce en az 4 ay süreyle menstruasyon kanamalarının (adet kanamalarının) kesilmesi durumu olarak tarif edilebilir.

Polikistik over sendromu: Daha önce Stein-Laventhal sendromu olarak bilinen polikistik over sendromunda çeşitli diğer semptomlar ile birlikte pek çok over (yumurtalık) kisti bulunur. Sendromun bulunduğu kadınların çoğunda adet kanamaları olması gereken yaşlarda başlar fakat 15-30 yaşlar arasında adet kanamaları düzensiz hale gelir veya azalır ve bazen de tamamen ortadan kalkar (amenore denilen durum ortaya çıkar). Ayrıca etkilenen kadınlar kısır hale gelir, akne (sivilcelenme) ve hirsutizm (aşırı kıllanma) görülür.  

Hipogonadizm: Erkeklerde hipogonadizm testislerde yetersiz testosteron üretimi sonucu ortaya çıkan belirtilerin toplamıdır. Bazen testosteron hormonu üreten er bezlerinin (testislerin) yetersiz çalışması, bazen de bu bezlerin çalışması için gereken talimatların beyin tarafından bir şekilde gönderilememesi, hipogonadizme neden olmaktadır.

Jinekomasti (erkeklerde meme büyümesi): Erkeklerde ya da erkek çocuklarda bir veya her iki memenin büyümesidir. Orta derecede, geçici jinekomasti erkek bebekte, doğum sırasında anneden bebeğe hormon geçmesine bağlıdır, bu durum pubertede yaygındır. Yaşamın ilerleyen yıllarında ortaya çıkan jinekomastinin sebebi karaciğer sirozu, hipofiz tümörleri ve testiküler tümörler olabilir. Yetişkinlerde bazen tek bir memede görülen jinekomasti sentetik hormonlara ya da bazı ilaçlara (digoxin, spironolactone ve imetidin gibi) cinsiyet hormonlarında dengenin değişmesinden kaynaklanabilir. Nadiren bir memede gelişen yumru meme kanserine işaret edebilir.

Adrenal Bez Hastalıkları

Diğer endokrin bozukluklar ve hastalıklar

Osteoporoz: Düşük kemik mineral yoğunluğu ya da frajilite kırığı hikayesi ile birlikte gelecekte artmış kırık riskiyle karakterize bir hastalıktır. Osteoporozlu hastalarda ya yaşamın erken dönemlerinde kemik dokusu daha az gelişmiştir ya da bu kişilerde ileri yaşlarda görülen kemik kaybı diğer insanlara göre daha fazladır. Osteoporotik kırıkların önlenmesinde ve tedavisinde farmakolojik ve nonfarmakolojik yöntemler kullanılabilir.

Obezite: Dünya sağlık örgütü tarafından obezite, sağlığı bozacak şekilde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanır.  Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

Hipertansiyon: Arteryel kan basıncının 140/90 mmHg veya daha yüksek seyretmesi durumudur. Hipertansiyon sıklığı erişkin erkeklerde % 36, kadınlarda ise % 49 civarındadır. Hipertansiyon, ciddi hastalıkların (örn. en sık ve önemli bir risk faktörüdür.

Menopoz: Menopoz, Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği tanıma göre, ovaryum aktivitesinin yitirilmesi sonucunda menstruasyonun (adet görmenin) kalıcı olarak sonlanmasıdır. Eğer kadın son bir senedir adet görmemişse, gördüğü son adet kanamasına menopoz denir. Bu andan sonraki dönem postmenopozal dönem, bu dönemden önceki döneme de premenopozal dönem olarak adlandırılır. Menopoz belirli bir anda gelişmekle birlikte bu olaya kadar oluşan değişiklikler yıllar öncesinden başlamaktadır.

Andropoz: Testosteron hormonunda azalmanın meydana gelmesi (derece derece azalarak), ancak üreme kabileyetinin tam olarak son bulmaması fakat bazı fizyolojik, psikolojik ve cinsel açıdan bazı değişikliklerin ortaya çıkması şeklinde tanımlanabilir.

Kısırlık: Kısırlık (infertilite), bir yıl süresince korunmasız cinsel ilişkiye rağmen konsepsiyonun gerçekleşmemesi olarak tanımlanmaktadır. Sağlıklı genç çiftlerin % 80-90’ında ilk bir yıl içerisinde gebelik gerçekleşmemektedir.

Hiperandrojenemi nedir? Kadınlarda androjenlerin artmasıyla kendini gösteren bir durumdur. Hiperandrojenemi kendisini hirsutizm (kıllanmada artış), akne (sivilcelenme), androjenik alopesi, sebore (yağlı cilt) ve infertilite (kısırlık) şeklinde gösterir. Hiperandrojenemi en sık polikistik over sendromu, idiopatik hiperandrojenemi şeklinde, Cushing sendromu, ilaç kullanımı ve tümörler nedeniyle ortaya çıkar. Hiperandrojenemide tedavi şikayete ve belirtilere yönelik uygulanır.

Lipid bozuklukları: Lipid bozuklukları olan insanlarda normal vücut yağ (kolesterol) seviyelerini sağlamakta sorunları vardır. En sık görülen lipid bozuklukları; kolestereol fazlalığı, trigliserit fazlalığı, koruyucu kolesterol düşüklüğü gibi bozukluklardır.

Timusun nöroendokrinolojik tümörleri: Endokrinolojik özellikleri olan ön mediastinal tümörler; epitelyal timoma, meastinal bronşiyal adenoma, paratiroid adenoma, sınıflandırılamayan mediastinal tümörler veya mediastenin karsinoid tümörü olarak adlandırılmaktadır. Çeşitli hormonlar salgılayabilirler ve sıklıkla ACTH üretiminden ve Cushing sendromundan sorumlu tutulmaktadırlar. Fakat karsinoid sendrom ile ilişkisi bildirilmemiştir. Bronşial karsinoidlerden farklı olarak timik karsinoidler genellikle tekrarlayan ve sıklıkla metastaz yapan agresif tümörlerdir. Uzun dönemde ölümcül seyir gösterirler. Timusun nöroendokrin hücre orjinli tümörleri; timik karsinoid tümör ve küçük hücreli karsinomdur. Bu tümörler embriyolojik sindirim kanalındaki endodermal D hücre orjinli hücrelerle ilişkilidir.

Pinealoma: Epifiz bezinin bir tümörüdür. Epifiz bezi, sirkadyen ritimlerin düzenlenmesinde rol oynayan melatonin hormonu üretir. Oluşan bir pinealoma bu hormonun üretimini bozabilir ve buna bağlı olarak uykusuzluk ortaya çıkabilir. Pinealoma çocukta oluşur ve epifiz bezinin hücrelerini tahrip ederse, erken ergenliğe neden olabilir. Diğer belirtiler arasında hidrosefali, kusma, baş ağrısı, yürüyüş bozukluları, artan göz belirtileri sayılabilir.

Paraganglioma: Sempatik veya parasempatik sinir sistemi ile ilişkili nöroendokrin hücrelerden kaynaklanan tümörlere verilen genel isimdir. Bu tümör sürrenal medullasından kaynaklanırsa feokromasitoma olarak adlandırılır. Paragangliomaların klinik belirtileri artmış katekolamin salınımına bağlıdır. En sık belirtiler; hipertansiyon, başağrısı, terleme ve çarpıntıdır. Bu tümörlerin tedavisindeki esas aşama cerrahi eksizyondur.

Benzer sağlık yazıları

  1. Diyabet (şeker hastalığı) nedenleri ve tedavisi
  2. Hipofiz bezi hastalıkları neden olur
  3. Hipotiroidizm nedenleri ve tedavisi
  4. Hipertiroidizm nedenleri ve tedavisi
  5. Feokroma sitoma nedenleri ve tedavisi

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Konular

Üste Git