Ağrılar ve Tedavileri

Dolphin 500 mg Tabet Nedir? Dolphin Ne İşe Yarar? Dolphin Nasıl Kullanılır?

DOLPHİN 500 MG FİLM TABLET KULLANMA TALİMATI

Etkin madde: Her film tablet 500 mg diflunisal içerir.

Yardımcı maddeler: Sodyum nişasta glikolat, hidroksipropil selüloz, mikrokristalin selüloz PH 101, magnezyum stearat, titanyum dioksit, hidroksipropil metilselüloz 15 cP, talk, FD&C Yellow No.6 HT gibi yardımcı maddeler içerir.

Dolphin Nasıl Kullanılır

DOLPHİN NEDİR ve NE İÇİN KULLANILIR? (DOLPHİN ENDİKASYONLARI)

Her film tablet 500 mg diflunisal içerir. Diflunisal, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) olarak adlandırılan bir ilaç grubunda yer alır. NSAİİ’ler ağrı ve enflamasyonun (iltihabın) tedavisinde kullanılmaktadır.

Dolphin, 10 film tablet içeren blister ambalajlarda bulunur.

Dolphin’in Terapötik Endikasyonları:

  • Kas iskelet ağrıları, dismenore, diş ağrısı, postoperatif ağrı (ameliyat sonrası ağrı) gibi hafif ve orta şiddetteki ağrıların semptomatik tedavisinde,
  • Osteoartrit ve romatoid artrite eşlik eden ağrı ve enflamasyonun tedavisinde endikedir (kullanılır).

DOLPHİN KULLANILMAMASI GEREKEN DURUMLAR (DOLPHİN KONTRENDİKASYONLARI)

  • Dolphin, diflunisale veya içeriğindeki herhangi bir yardımcı maddeye karşı aşırı duyarlığı olduğu bilinen hastalarda kullanılmamalıdır.
  • Diflunisal, aspirin veya diğer nonsteroid antiinflamatuar ilaçların (NSAİİ) kullanımı sonrasında astım, ürtiker veya alerjik tipte reaksiyonlarla karşılaşmış hastalarda kullanılmamalıdır. Bu tip hastalarda NSAİİ’ye karşı şiddetli, nadiren fatal, aşırı duyarlılık reaksiyonları bildirilmiştir.
  • Diflunisalin koroner arter bypass greft operasyonu geçirenlerde ameliyat öncesi ağrı kesici olarak kullanılması kontrendikedir.

DOLPHİN’İN DİKKATLİ KULLANILMASI GEREKEN DURUMLAR (UYARILAR/ÖNLEMLER)

Kardiyovasküler Trombolitik Olaylar:

COX-2 seçici ve seçici olmayan nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ile yapılan klinik çalışmalarda ölümle sonuçlanabilecek ciddi kardiyovasküler trombotik olaylar, miyokard infarktüsü ve inme riski sıklığında artış görülmüştür. Kardiyovasküler hastalığı ya da kardiyovasküler hastalık açısından risk faktörleri olan hastalarda bu risk artabilir. NSAİİ ile tedavi edilen hastalarda istenmeyen kardiyovasküler olay riskini en aza indirmek için en düşük doz, en kısa süre ile uygulanmalıdır.

NSAİİ ile birlikte aspirin kullanımının, NSAİİ’nin yol açtığı kardiyovasküler trombotik olayların gelişme riskini azalttığını gösteren kanıt yoktur. NSAİİ ile birlikte aspirin kullanımı ciddi gastrointestinal sorunların ortaya çıkma riskini artırır.

COX-2 selektif NSAİİ’nin koroner arter bypass greft operasyonunun ilk 10-14 gününde perioperatif ağrı kesici olarak kullanılmasının miyokardial infarktüs ve inme sıklığını artırdığı yapılan klinik çalışmalarda tespit edilmiştir.

Hipertansiyon İle İlgili Etkiler:

Diflunisal dahil olmak üzere nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) hipertansiyonun ortaya çıkmasına ya da var olan hipertansiyonun ağırlaşmasına yol açabilirler. Bu durum kardiyovasküler risk artışına katkıda bulunabilir. Tiyazid grubu ya da kıvrım diüretiği kullanan hastalarda birlikte NSAİİ’nin kullanımı diüretiklerin etkinliğini azaltabilir. Bu nedenle hipertansiyon hastalarında NSAİİ’nin kullanımı sırasında dikkatli olunmalıdır. NSAİİ ile tedavi başlangıcı ve tedavi süresinde kan basıncı düzenli olarak takip edilmelidir.

Konjestif Kalp Yetmezliği ve Ödem:

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) alan bazı hastalarda sıvı tutulması ve ödem gözlenmiştir. Sıvı tutulması ya da konjestif kalp yetmezliği olan hastalara diflunisal uygulanırken dikkatli olunmalıdır.

Gastrointestinal Etkiler – Ülserasyon, Kanama ve Perforasyon Riski:

Diflunisal dahil olmak üzere nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler) ile tedavi edilen hastalarda, mide, ince barsak veya kalın bağırsakta enflamasyon (iltihap), kanama, ülserasyon veya perforasyon gibi ciddi ve ölümle sonuçlanabilen gastrointestinal (Gİ) istenmeyen etkiler meydana gelebilir. Bu ciddi istenmeyen etkiler herhangi bir zamanda ön belirtiler olsun veya olmasın ortaya çıkabilir.

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ile tedavisi sırasında üst Gİ sisteme ait ciddi istenmeyen etki ortaya çıkan hastaların sadece % 20’si semptomatiktir. NSAİİ nedeniyle üst Gİ ülser, büyük kanama veya perforasyonlar 3 ila 6 ay süreyle tedavi edilen hastaların yaklaşık %1’inde, bir yıl tedavi gören hastaların ise yaklaşık %2 ila %4’ünde ortaya çıkmaktadır. Bu eğilimlerin, kullanım süreci uzadıkça devam etmesi, hastada tedavinin herhangi bir evresinde ciddi bir Gİ olay gelişme olasılığını artırmaktadır. Ancak, kısa süreli tedavi bile risk taşır. NSAİİ, önceden ülser hastalığı veya Gİ kanama öyküsü olan hastalara reçetelenirken son derece dikkatli olunmalıdır. Önceden geçirilmiş peptik ülser ve/veya Gİ kanama öyküsü olan hastalarda NSAİİ’nin kullanımı sırasında Gİ kanama riski, bu risk faktörlerine sahip olmayan hastalara oranla, 10 kat daha yüksektir.

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) tedavisi uygulanan hastalarda Gİ kanama riskini artıran diğer risk faktörleri oral kortikosteroidler ya da antikoagülanlarla tedavi, uzun süreli NSAİİ tedavisi, sigara kullanımı, alkol tüketimi, ilerlemiş yaş ve genel sağlık durumunun kötü olmasıdır. Ölümle sonuçlanan Gİ olayların çoğu yaşlı ya da düşkün hastalarda görülmektedir; bu nedenle bu tip hastalarda tedavi sırasında özellikle dikkatli olmak gerekir.

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ile tedavi edilen hastalarda istenmeyen bir Gİ etki riskini en aza indirmek için, mümkün olan en kısa süreyle en düşük etkili doz kullanılmalıdır. NSAİİ’nin kullanımı sırasında hekimler ve hastalar Gİ ülserasyon ve kanamanın bulgu ve belirtileri konusunda tetikte olmalı ve ciddi bir Gİ olaydan şüphelenildiğinde hızla ek değerlendirme ve tedaviye başlanmalıdır. Bu tip bir şüphe durumunda istenmeyen Gİ olay şüphesi kalkana kadar NSAİİ tedavisi sonlandırılmalıdır. Yüksek risk grubundaki hastalarda, NSAİİ dışı alternatif tedaviler göz önünde bulundurulmalıdır.

Böbrekler Üzerine Etkiler:

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ile uzun süreli tedavi renal papiller nekroz ve diğer böbrek hasarlarına yol açmıştır. Renal toksisite ayrıca, renal prostaglandinlerin renal perfüzyonun korunmasında telafi edici bir rol oynadığı hastalarda da görülmüştür. Bu hastalarda NSAİİ uygulanması, prostaglandin oluşumunda ve ikincil olarak renal kan akımında doza bağımlı bir düşmeye neden olarak renal dekompansasyonu tetikleyebilir. Böbrek fonksiyon bozukluğu, kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği, diüretik ve ADE inhibitörü kullanan hastalar ve yaşlı hastalar bu yönden daha büyük risk altındadır. NSAİİ tedavisinin sonlandırılmasından sonra genellikle tedavi öncesindeki duruma geri dönülür.

İleri evre böbrek rahatsızlığı olan hastalarda diflunisalin kullanımıyla ilgili olarak yapılan kontrollü klinik çalışmalarda herhangi bir bilgi elde edilmemiştir. Bu nedenle, ileri evre böbrek rahatsızlığı olan bu hastalarda diflunisal ile tedavi tavsiye edilmez. Eğer diflunisal tedavisine başlanması gerekiyorsa, hastanın böbrek fonksiyonunun dikkatle izlenmesi tavsiye edilebilir.

Anafilaktik/Anafilaktoid Reaksiyonlar:

Diğer nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ile olduğu gibi, diflunisal kullanımı sırasında da, önceden böyle bir öyküsü olmayan hastalarda bile, anafilaktik/anafilaktoid reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Diflunisal aspirin triadı olan hastalara verilmemelidir. Bu semptom kompleksi tipik olarak, aspirin veya diğer NSAİİ aldıktan sonra nazal polipli veya polipsiz rinit ya da şiddetli, ölümle sonuçlanabilen bronkospazm geçiren astımlı hastalarda meydana gelir. Bir anafilaktik/anafilaktoid reaksiyon ortaya çıkarsa, hastaya derhal acil tedavi uygulanmalıdır.

Deri Reaksiyonları:

Diflunisal dahil olmak üzere nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ), ölümcül olabilen eksfoliyatif dermatit, Stevens- Johnson sendromu ve toksik epidermal nekroliz gibi ciddi deri reaksiyonlarına neden olabilir. Hastalar ciddi deri reaksiyonlarının semptomları hakkında bilgilendirilmelidir. Deri döküntüsü veya herhangi bir aşırı duyarlılık belirtisi görüldüğünde ilaç kullanımına son verilmelidir.

Hepatik Etkiler:

Diflunisal de dahil olmak üzere nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) kullanan hastaların %15 kadarında bir veya daha fazla karaciğer testinde sınır seviyede yükselmeler meydana gelebilir. Bu laboratuvar bozuklukları ilerleyebilir, değişmeden kalabilir veya tedaviye devam edildiğinde kendiliğinden düzelebilir.

NSAİİ’ler ile yapılan klinik çalışmalarda, hastaların yaklaşık %1’inde ALT ve AST’de anlamlı yükselmeler (normalin üst sınırından yaklaşık üç veya daha fazla kat) bildirilmiştir. Ayrıca, bazıları ölümle sonuçlanan sarılık, fulminant hepatit, karaciğer nekrozu ve karaciğer yetmezliği gibi şiddetli karaciğer reaksiyonları seyrek olarak bildirilmiştir. Karaciğer yetmezliğine işaret eden belirti ve/veya semptomlar gösteren veya karaciğer test değerleri anormal olan hasta, diflunisal tedavisi sırasında daha şiddetli bir karaciğer reaksiyonun gelişmesine karşı değerlendirilmelidir. Karaciğer hastalığına işaret eden klinik belirti ve semptomların gelişmesi veya sistemik belirtilerin (örn. eozinofili, döküntü, vb.) meydana gelmesi halinde, diflunisal kesilmelidir.

Hematolojik Etkiler:

Diflunisal de dahil olmak üzere nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) alan hastalarda bazen anemi görülür. Bu sıvı retansiyonu, Gİ kan kaybı veya eritropoez üzerindeki tam olarak tanımlanamayan bir etkiye bağlı olabilir. Diflunisal de dahil olmak üzere NSAİİ’ler ile uzun süreli tedavi altına giren hastalar, herhangi bir anemi bulgu ya da belirtisi görülmese bile, hemoglobin ve hematokrit seviyelerini düzenli olarak kontrol ettirmelidirler.

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler) trombosit agregasyonunu inhibe ederler ve bazı hastalarda kanama zamanını uzattıkları gösterilmiştir. Aspirinden farklı olarak, bunların trombosit fonksiyonu üzerindeki etkileri kantitatif açıdan daha az, daha kısa süreli ve geri dönüşümlüdür. Diflunisal alan ve trombosit fonksiyonlarındaki değişimlerden etkilenebilecek hastalar (koagülasyon bozuklukları olan ya da antikoagülan kullanan) dikkatle izlenmelidir.

Önceden Var Olan Astım:

Astım hastalarında aspirine duyarlı astım olabilir. Aspirine duyarlı astımı olan hastalarda aspirin kullanımı, ölüme yol açabilecek derecede şiddetli bronkospazma yol açabilir. Bu gibi aspirine duyarlı hastalarda, aspirin ve diğer nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) arasında bronkospazm dahil çapraz reaksiyonlar bildirildiği için, aspirine karşı bu tip duyarlılığı olan hastalarda diflunisal kullanılmamalı ve önceden var olan astımı olan hastalarda da dikkatli kullanılmalıdır.

Görme Değişiklikleri:

Bu sınıftaki ajanlar ile istenmeyen göz bulgularına ait raporlar (görmede bulanıklık ve/veya görmede azalma) sebebiyle, diflunisal ile tedavi sırasında göz şikayetleri ortaya çıkan hastaların göz muayenesinden geçirilmeleri tavsiye edilir.

Genel:

Diflunisalin kortikosteroidlerin yerine kullanılması ya da kortikosteroid yetmezliğini tedavi etmesi beklenemez. Kortikosteroidlerin aniden kesilmesi hastalığın alevlenmesine yol açabilir. Uzun süreli kortikosteroid tedavisi uygulanan hastalarda tedavinin kesilmesi planlanırsa, tedavi doz azaltılarak sonlandırılmalıdır.

Diflunisalin ateş ve inflamasyon azaltıcı farmakolojik etkisi, enfeksiyon belirtilerini maskeleyebileceğinden, teşhise yönelik bu belirtilerden yararlanmayı engelleyebilir.

Laboratuvar Testleri:

Ciddi Gİ sistem ülserasyonu ve kanama uyarıcı belirtiler olmadan ortaya çıkabileceği için, hastalar Gİ kanamanın bulgu veya belirtileri açısından izlenmelidir.

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler) ile uzun süreli tedavi gören hastalar kan değerlerini düzenli olarak kontrol ettirmelidirler. Karaciğer ya da böbrek hastalığına işaret eden klinik bulgu ve belirtilerin gelişmesi, sistemik belirtilerin (örn. eozinofili, döküntü, vb) ortaya çıkması ya da karaciğer testlerindeki bozulmanın devamı veya kötüleşmesi halinde, diflunisal kesilmelidir.

DİĞER İLAÇLAR İLE BİRLİKTE DOLPHİN KULLANIMI

ADE İnhibitörleri ve Anjiyotensin II Antagonistleri:

Çeşitli raporlar, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler)’ın ADE inhibitörleri ve anjiyotensin II antagonistlerinin antihipertansif etkisini azaltabileceğini bildirmektedir. Bu etkileşimler, NSAİİ’leri ADE inhibitörleriyle veya anjiyotensin II antagonistleriyle birlikte almakta olan hastalarda göz önünde bulundurulmalıdır. Böbrek fonksiyonları azalmış olan bazı hastalarda, bir ADE inhibitörü veya anjiyotensin II antagonisti ve bir NSAİİ’nin birlikte kullanımı, genellikle geri dönüşümlü olan, olası akut böbrek yetmezliğinin de dahil olduğu böbrek fonksiyon bozukluğu ile sonuçlanabilir.

Asetaminofen:

Normal gönüllülerde, diflunisal ve asetaminofenin birlikte uygulanması astaminofenin plazma düzeylerinde yaklaşık % 50 oranında bir artışla sonuçlanmıştır. Asetaminofen diflunisalin plazma düzeylerini etkilememiştir. Yüksek doz asetaminofen hepatotoksisite ile ilişkili olduğu için, diflunisal ve asetaminofenin birlikte uygulanması sırasında hastalar izlenerek dikkatli olunmalıdır.

Antiasitler:

Antiasitlerin diflunisal ile birlikte uygulanması diflunisalin plazma düzeylerini azaltabilir. Bu etki antasitlerin arasıra kullanılması ile önemsizdir, fakat antasitler devamlı kullanıldığında klinik olarak önemli olabilir.

Aspirin:

Diflunisal, aspirin ile birlikte uygulandığında, serbest diflunisalin klerensi değişmemesine rağmen proteine bağlanma azalır. Bu etkileşimin klinik anlamı bilinmemekle birlikte, diğer nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler)’ da da olduğu gibi, diflunisal ve aspirinin birlikte uygulanması istenmeyen etkilerin artma potansiyeli nedeni ile genellikle önerilmez. Normal gönüllülerde, diflunisal ve aspirinin çoklu dozları birlikte uygulandığında diflunisal düzeylerinde küçük bir azalma gözlenmiştir.

Siklosporin:

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler)’ın siklosporin ile birlikte uygulanması renal prostasiklin sentezindeki olası bir azalma nedeniyle, siklosporinin sebep olduğu toksisitede bir artışla ilişkili bulunmuştur. NSAİİ, siklosporin alan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır ve böbrek fonksiyonu dikkatle izlenmelidir.

Diüretikler:

Pazarlama sonrası gözlemlerin yanı sıra klinik çalışmalar, diflunisalin bazı hastalarda furosemid ve tiyazidlerin natriüretik etkisini azaltabileceğini göstermiştir. Bu yanıt renal prostaglandin sentezinin inhibisyonuna bağlanmıştır.

Normal gönüllülerde, diflunisal ve hidroklorotiyazidin birlikte uygulanması hidroklorotiyazidin plazma düzeylerinde önemli bir artışla sonuçlanmıştır. Diflunisal hidroklorotiyazidin hiperürisemik etkisini azaltmıştır. Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler) ile eşzamanlı tedavi sırasında, hasta böbrek yetmezliğinin belirtileri açısından dikkatle gözlenmelidir.

Lityum:

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) plazma lityum düzeylerinde artışa ve renal lityum klerensinde ise azalmaya yol açmıştır. Ortalama en düşük lityum konsantrasyonu %15 artmıştır ve renal klerens yaklaşık %20 düşmüştür. Bu etkiler, renal prostaglandin sentezinin NSAİİ tarafından inhibisyonuna bağlanmıştır. Bu nedenle, NSAİİ ve lityum birlikte uygulandığında, hastalar lityum toksisitesine karşı dikkatle izlenmelidir.

Metotreksat:

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçların (NSAİİ’nin), tavşan böbrek kesitlerinde metotreksat birikimini kompetitif bir şekilde inhibe ettikleri bildirilmiştir. Bu, NSAİİ’nin metotreksatın toksisitesini artırabileceğini gösterebilir. NSAİİ metotreksatla birlikte uygulandığında dikkatli olunmalıdır.

İndometazin:

NSAİİ indometazin alan normal gönüllülere diflunisalin uygulanması renal klerensi azaltmıştır ve indometazinin plazma düzeylerini önemli derecede artırmıştır. Bazı hastalarda indometazin ve diflunisalin kombine kullanımı fatal Gİ hemoraji ile ilişkili bulunmuştur. Bu nedenle, indometazin ve diflunisal birlikte kullanılmamalıdır.

Diğer Nonsteroid Antiinflamatuar İlaçlar (NSAİİ):

Gİ toksisitedeki olası bir artış nedeniyle diflunisal ve diğer NSAİİ’nin birlikte kullanılması tavsiye edilmez. Aşağıdaki bilgi normal gönüllülerdeki çalışmalardan elde edilmiştir.

  • Sulindak: Normal gönüllülerde diflunisal ve sulindakın birlikte uygulanması aktif sulindak sülfid metabolitinin plazma düzeylerinin azalmasıyla sonuçlanmıştır.
  • Naproksen: Normal gönüllülerde diflunisal ve naproksenin birlikte uygulanması naproksenin plazma düzeylerini etkilememiştir, fakat naproksen ve glukuronid metabolitinin üriner atılımını önemli derecede azaltmıştır. Naproksen diflunisalin plazma düzeylerini etkilememiştir.

Oral Antikoagülanlar:

Bazı normal gönüllülerde, diflunisal ile varfarin, asenokumarol veya fenprokumonun birlikte uygulanması protrombin zamanının uzamasıyla sonuçlanmıştır. Diflunisal oral antikoagülanlarla birlikte uygulandığında, protrombin zamanı eşzamanlı ilaç uygulaması sırasında ve daha sonra birkaç gün süreyle dikkatle izlenmelidir. Oral antikoagülanların doz ayarlaması gerekebilir. Varfarin ve nonsteroid antiinflamatuar ilaçların (NSAİİ’nin) Gİ kanama üzerindeki etkileri sinerjiktir, her iki ilacı birlikte kullanan hastalarda ciddi Gİ kanama riski, her iki ilaçtan birini kullananlara oranla daha yüksektir.

Tolbutamid:

Diflunisal ve tolbutamid alan diyabetik hastalarda, tolbutamid plazma düzeyleri veya açlık kan glukozu üzerinde önemli etkiler görülmemiştir.

Anti-Platelet Ajanlar:

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler) ile birlikte Gİ kanama riskinde artış görülür.

Selektif Serotonin Reuptake İnhibitörleri:

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler) ile birlikte Gİ kanama riskinde artış görülür.

DOLPHİN’İN YİYECEK ve İÇECEKLER İLE KULLANILMASI

Özellikle tok karnına alınması önerilir.

HAMİLELİK ve EMZİRME DÖNEMLERİNDE DOLPHİN KULLANILIR MI?

Hamilelik:

Genel tavsiye: Gebelik kategorileri C ve D (üçüncü trimester)’dir.

Gebe kadınlar üzerinde yeterli ve kontrollü çalışmalar yapılmamıştır. Ancak, gebeliğin son döneminde alındığında diğer nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler) gibi duktus arteriosusun erken kapanmasına neden olabilir. Bu nedenle diflunisal, hasta için beklenen yararlar risklerden daha fazla olmadıkça gebelik sırasında kullanılmamalıdır. Özellikle de son dönemde kullanımdan kaçınılmalıdır.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (kontrasepsiyon): Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlarda diflunisalin kullanımıyla ilgili herhangi bir veri yoktur.

Emzirme dönemi (Laktasyon Dönemi):

Diflunisal anne sütüne plazma konsantrasyonunun % 2-7’si oranında geçer. Anne sütüyle beslenen çocuklarda, istenmeyen etkilerin ortaya çıkabileceği düşünülerek ilaç kesilmeli veya çocuğa anne sütü verilmemelidir.

İlacın bebeklerde ve çocuklarda kullanımına dair etki ve emniyeti hakkında kesin veriler yoktur.

Üreme Yeteneği /Fertilite: Fertilite ve üreme yeteneği üzerine bilinen bir etkisi yoktur.

ARAÇ ve MAKİNE KULLANANLAR DOLPHİN KULLANABİLİR Mİ?

Diflunisalin araç ve makine kullanma yeteneği üzerindeki etkilerine ilişkin herhangi bir veri yoktur.

DOLPHİN’İN İÇERİĞİNDE BULUNAN BAZI YARDIMCI MADDELER HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLER

Bu tıbbi ürün her dozunda 23 mg’dan daha az sodyum ihtiva eder. Dozu nedeni ile herhangi bir uyarı gerekmemektedir.

DOLPHİN NASIL KULLANILIR?

Uygun Kullanım ve Doz/Uygulama Sıklığı İçin Talimatlar:

Doktor tarafından başka şekilde önerilmediği takdirde:

Kas iskelet ağrıları, dismenore, diş ağrısı, postoperatif ağrı gibi hafif ve orta şiddetteki ağrılar: 1000 mg’lık başlangıç dozunu takiben günde 2 veya 3 defa 500 mg dozunda uygulanır. Doz hastanın yaş ve kilosuna veya tedaviye alınan cevaba göre ayarlanır. Günde 1.5 g’lık idame dozunun aşılmaması önerilir.

Osteoartrit veya romatoid artrit: Tavsiye edilen günlük doz 500 mg – 1000 mg’dır. Bu doz günde bir defada veya ikiye bölünmüş dozlar halinde verilebilir. Dozaj ağrının tabiatına ve şiddetine göre ayarlanır. Maksimum günlük doz 1.5 g’ı geçmemelidir.

Uygulama Yolu ve Metodu:

Dolphin, sadece ağız yoluyla alınabilir.

Tabletler, çiğnenmeden veya kırılmadan yutulmalıdır. Tok karnına alınması önerilir.

Çocuklarda Dolphin Kullanımı:

Diflunisalin 12 yaşından küçük pediyatrik hastalardaki etkililiği ve güvenliliği henüz saptanmamıştır. 12 yaşından küçük pediyatrik hastalarda Dolphin kullanılması tavsiye edilmez.

Yaşlılarda Dolphin Kullanımı:

Dolphin, 65 yaş ve üzerindeki yaşlıların tedavisinde dikkatle kullanılmalıdır.

Böbrek/Karaciğer Yetmezliği Durumlarında Dolphin Kullanımı:

  • Diflunisal başlıca böbrekler yoluyla elimine edildiği için renal fonksiyon bozukluğu olan kişilerde dikkatle kullanılmalı, daha düşük dozlar uygulanmalıdır.
  • Dolphin tedavisi sırasında, karaciğer hastalığı ile tutarlı klinik belirti ve semptomlar gelişirse, Dolphin kesilmelidir.

Kullanmanız Gerekenden Daha Fazla Dolphin Kullandıysanız:

Aşırı doz alan hastaların çoğu kalıcı rahatsızlıklar olmadan iyileşmişlerdir.

Diflunisal aşırı dozunun en yaygın belirti ve semptomları;

  • Uyuşukluk,
  • Kusma, bulantı,
  • Diyare,
  • Hiperventilasyon,
  • Taşikardi,
  • Terleme,
  • Kulak çınlaması,
  • Disoryantasyon ve stüpordur.

Aşırı doz durumlarında hasta kusturulmalı veya mide yıkanmalı, semptomatik ve destek tedavileri uygulanmalıdır. Diflunisal yüksek oranda plazma proteinlerine bağlandığı için hemodiyaliz etkili olmayabilir.

DOLPHİN’İN OLASI YAN ETKİLERİ NELERDİR?

Klinik çalışmalarda gözlenen advers reaksiyonlar aşağıdaki sıklık derecesine göre listelenmiştir.

Gastrointestinal Bozukluklar:

Yaygın (10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Bulantı,
  • Kusma,
  • Dispepsi,
  • Gastrointestinal ağrı,
  • Diyare,
  • Konstipasyon ve gaza bağlı mide-bağırsakta şişkinlik.

Yaygın olmayan (100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Peptik ülser,
  • Gastrointestinal kanama,
  • Anoreksi, gastrit,
  • Anormal karaciğer fonksiyonu,
  • Sarılık,
  • Kolestaz,
  • Hepatit.

Psikiyatrik Bozukluklar:

Yaygın (10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Uyuklama hali,
  • Uykusuzluk.

Yaygın olmayan (100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Sinirlilik,
  • Depresyon,
  • Halüsinasyonlar,
  • Konfüzyon.

Merkezi Sinir Sistemi Bozuklukları:

Yaygın (10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Sersemlik.

Yaygın olmayan (100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Vertigo,
  • Parestezi.

Özel Duyu Bozuklukları:

Yaygın (10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

Yaygın olmayan (100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Bulanık görme dahil olmak üzere geçici görme bozuklukları.

Dermatolojik Bozukluklar:

Yaygın (10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Döküntü

Yaygın olmayan (100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Eritema multiforme,
  • Exfoliatif dermatit,
  • Stevens-Johnson sendromu,
  • Toksik epidermal nekroliz,
  • Ürtiker,
  • Kaşıntı,
  • Terleme,
  • Stomatit,
  • Işığa duyarlılık.

Hematolojik Bozukluklar:

Yaygın olmayan (100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

Genito-Üriner Bozukluklar:

Yaygın olmayan (100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Dizüri,
  • Böbrek bozukluğu,
  • İntersitisyel nefrit,
  • Hematüri,
  • Proteinüri.

Aşırı Duyarlılık Reaksiyonları:

Yaygın olmayan (100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Bronkospazm ile birlikte akut anafilaktik reaksiyon,
  • Anjiyoödem,
  • Aşırı duyarlılık sendromu.

Diğer Bozukluklar:

Yaygın (10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler;

  • Baş ağrısı,
  • Yorgunluk.

Yaygın olmayan (100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilen) yan etkiler:

  • Asteni,
  • Ödem.

Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.

Yan Etkilerin Raporlanması

Bu Kullanma Talimatında yer alan veya almayan bir yan etki meydana gelmesi durumunda hekiminiz, eczacınız veya hemşireniz ile konuşunuz. Ayrıca karşılaştığınız yan etkileri www.titck.qov.tr sitesinde yer alan “İlaç Yan Etki Bildirimi” ikonuna tıklayarak ya da 0 800 314 00 08 numaralı yan etki bildirim hattını arayarak Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildiriniz. Meydana gelen yan etkileri bildirerek kullanmakta olduğunuz ilacın güvenliliği hakkında daha fazla bilgi edinilmesine katkı sağlamış olursunuz.

DOLPHİN’İN SAKLANMASI

  • Dolphin’i çocukların göremeyeceği ve erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.
  • Dolphin’i 25 derecenin altındaki oda sıcaklığında saklayınız.
  • Dolphin’i son kullanma tarihi ile uyumlu olarak kullanınız. Ambalajında belirlenen son kullanma tarihinden sonra Dolphin’i kullanmayınız.
  • Eğer üründe ve/veya ambalajında bozukluklar fark ederseniz Dolphin’i kullanmayınız.

Son kullanma tarihi geçmiş veya kullanılmayan ilaçları çöpe atmayınız! Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen toplama sistemine veriniz.

DOLPHİN (DİFLUNİSAL)’İN FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Farmakodinamik Özellikler:

Farmakoterapötik grup: Analjezik ve antipiretik.

ATC kodu: N02BA11.

Diflunisal, periferal etkili, narkotik olmayan nonsteroid bir analjeziktir. Salisilik asitin difluorofenil türevi olan diflunisal kimyasal olarak asetilsalisilik asit’ten farklıdır. Diflunisal salisilik asite metabolize olmaz. Analjezik, antiinflamatuar ve antipiretik etkilere sahip olan diflunisalin kesin etki mekanizması tam olarak bilinmemekle beraber, etkisini periferal hücrelerde prostaglandinlerin sentezini siklooksijenaz enzim seviyesinde inhibe ederek gösterdiği düşünülmektedir.

Farmakokinetik Özellikler:

Emilim: Diflunisal oral yoldan alındıktan sonra süratle ve tamama yakın oranda gastrointestinal sistemden absorbe edilerek 2-3 saatte doruk plazma konsantrasyonlarına ulaşır. Uzun etkili bir analjezik olan diflunisalin analjezik etkisi oral yoldan alınmasını takiben 1 saat içinde ortaya çıkar ve 2-3 saatte maksimum düzeye ulaşır. Uzun yarılanma ömrü (8-12 saat) ve doğrusal olmayan farmakokinetik özelliklerinden dolayı, çoklu dozlar sonrasında denge düzeyi plazma konsantrasyonlarına ulaşmak için birkaç gün gereklidir. Bu nedenle tedavi başlangıcında bu süreyi kısaltmak için bir yükleme dozu (500 mg veya 1000 mg) verilmesi önerilmektedir.

Dağılım: Diflunisal %99’dan fazla plazma proteinlerine bağlı olarak bulunur.

Biyotransformasyon: Salisilik asitin difluorofenil türevi olan diflunisal, salisilik asite metabolize olmaz.

Eliminasyon: Verilen dozun yaklaşık %90’ı glukuronid konjügatları halinde idrarla, geri kalanı feçesle vücuttan atılır.

Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum: Diflunisal, doğrusal olmayan farmakokinetik göstermektedir.

Klinik Öncesi Güvenlilik Verileri:

Diflunisal ile yapılan hayvansal çalışmalar, herhangi bir mutajenik etkinin oluşmadığını göstermiştir. Sıçan ve fareler üzerinde yapılan uzun süreli çalışmalarda ise, günde 40 veya 80 mg/kg dozlara kadar uygulanan diflunisal neoplasia’nın tipini veya şiddetini etkilememiştir.

Geçimsizlikler:

Bilinen bir geçimsizlik yoktur.

KONU İLE İLGİLİ BENZER YAZILARIMIZ

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Popüler Konular

Üste Git