A

Adrenal İnsidentaloma Nedir? Adrenal İnsidentaloma Belirtileri ve Tedavisi

İnsidentalomalar benign (iyi huylu kitle) ya da malign (kötü huylu kitle) olabilir.

Adrenal insidentalomalar (Aİ), adrenal bezle ilişkili herhangi bir hastalık kuşkusu olmadığı bir durumda görüntüleme yöntemleri ile rastlantısal olarak saptanan kitlelerdir. İnsidentalomalar benign (iyi huylu kitle) ya da malign (kötü huylu kitle) olabilir. Kanser hastalarındaki insidentalomaların %75 kadarı metastaz yapmış kitle iken, kanser öyküsü olmayan hastalarda saptanan insidentalomaların yaklaşık %75’i benign (iyi huylu) tümörlerdir.

Adrenal insidentalomalar bazılarının malign olması, bazılarının da hormon aktivitesinde artışa neden olmasından dolayı klinik olarak önemlidir.

Adrenal insidentaloma kliniği ve belirtileri

Adrenal kitlelerin yaklaşık %75-85’i nonfonksiyonel olup, %10-15’i hormon salgılamaktadır. En çok salgılanan hormon ise kortizol hormonudur. Adrenal medulladan katekolamin salgılanması sonucu ortaya çıkan feokromositoma da gelişebilmektedir. Aldosteron üreten adenom, yapılan çalışmalarda %1,1 ile %10 arasında görülmüştür. Adrenokortikal karsinomlar ise daha nadir görülmekte olup, hastaların yaklaşık %75-80’inde kortizol ve/veya androjenin fazla salgılanmasına ait klinik belirtiler gözlenmektedir.

Kortizol hormonu fazlalığında ortaya çıkan tablolar:

Kortizol strese dirençte önemlidir. Fiziksel ve nörojenik stresin her türü ön hipofizden hızla aşırı miktarda ACTH salınmasına neden olur, buna takiben kısa bir süre içinde adrenal korteksten kortizol salgısı artar.

Kortizol salgısını arttıran farklı stres tiplerinin bazıları;

  • Her tip travma
  • Enfeksiyon
  • Aşırı sıcak ve soğuk ortam
  • Norepinefrin ve semptomimetik ilaç enjeksiyonları
  • Cerrahi girişimler
  • Deri altına nekroz yapıcı ilaçların bazıları
  • Hareketlerin kısıtlanması
  • Her türlü yıpratıcı hastalık.

Yüksek miktarda kortizole bağlı “bizon gövde” ve “aydede yüz” olarak adlandırılan özel tip şişmanlık (Cushing sendromu) gelişir.

Cushing sendromu belirti ve bulgularına gelince;

  • Özellikle göğüs ve karın arası bölgede ve sırt üst tarafında kilo alımı
  • Yorgunluk, bitkinlik
  • Kaslarda zayıflık
  • Yuvarlak yüz (aydede yüz)
  • Omuzlar arasında yağ dokusu veya hörgücü
  • Yüzde kızarma
  • Karında, bacaklarda, göğüslerde ve kollarda deride mor veya pembe çatlaklar
  • Kolay moraran zayıf ve narin cilt
  • Kesiklerde, böcek ısırıklarında, enfeksiyonlarda geç iyileşme
  • Depresyon, anksiyete ve irritabilite
  • Duygu kontrolünde zayıflama
  • Kalın veya gözle görülen vücut ve yüzde kıllanma
  • Sivilce
  • Kadınlarda adet düzensizliği veya yokluğu
  • Libido kaybı
  • Erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu
  • Kan basıncı yükselmesi (hipertansiyon)
  • Kırıklara neden olabilecek kemik kaybı
  • Baş ağrısı.

Aldosteron hormonu fazla salgılandığında ortaya çıkan tablolar:

Adrenal korteksin aldosteron salgılayan tümörleri, adrenal insidentalomaların % 1.6-3.8’ini oluşturur. Adrenal korteks dışı bir neden olmaksızın aldosteronsekresyon fazlalığı ve renin supresyonu varlığıdır. Klasik tanımlamada birlikte potasyum düşüklüğü de bulunmaktadır. Hipertansiyon tanısı alan hastaların yaklaşık %10’unda bulunur.

Primer hiperaldosteronizm, adrenal korteksden, genellikle tek bir adenom ya da iki taraflı hiperplazi, nadiren de bu ikisinin varyantları şeklinde görülebilen otonom aldosteron salgılanması ve plazma renin aktivitesinin baskılanmasından kaynaklanan bir sendromdur (Conn sendromu).

Primer hiperaldosteronizmde aşırı aldesteron salgılanmasına bağlı yüksek kan basıncı (hipertansiyon), idrarla aşırı potasyum ile hidrojen iyonu atılımı sonucunda hipopotasemi ve hipervolemi (kandaki sıvı miktarının aşırı artması), böbreklerden sodyum sıvı retansiyonu ve metabolik alkoloz gibi klinik tablolar ortaya çıkabilir.

Hipopotasemi belirti ve bulgularına gelince;

  • Proksimal kas güçsüzlüğü
  • Kas krampları
  • Aşırı işeme
  • Aşırı su içme
  • Halsizlik.

Ayrıca hipopotasyum nedeniyle kalp ve böbrek hasarı diğer hipertansiyon hastalarından daha fazla görülür.

Yine bu hastalarda hipertansiyon, metabolik alkolaz gibi tablolara bağlı belirtiler ve bulgular görülür.

Feokromositomada ortaya çıkan tablolar:

Feokromasitoma, sempatoadrenal sistemdeki kromaffin hücrelerinden köken alan tümöral bir hastalıktır. Bu tümörler epinefrin, norepinefrin, bazı olgularda dopamin salgılarlar ve hipertansiyon ve diğer belirti ve bulgulara neden olurlar.

Feokromositoma belirti ve bulgularına gelince;

  • Ataklar şeklinde çarpıntı ve nefes almada zorluk
  • Göğüs ağrısı
  • Epizodik baş ağrısı
  • Anksiyete, korku
  • Ateş basması, yüzde kızarıklık
  • Karın ağrısı, bulantı, kusma
  • Terleme.

Ataklar birkaç dakika-saat (ortalama 15-60 dakika) sürer ve ataklar kendiliğinden ya da fiziksel aktivite ile ortaya çıkabilir.

Androjen hormonu fazlalığında (hiperandrojenizm) ortaya çıkan tablolar:

Adrenal androjenler, böbrek üstü korteksinden özellikle fötal yaşam sırasında adrenal androjenler denilen (en önemlisi dehidroepiandrosteron) orta derecede aktif birçok cinsellik hormonu sürekli olarak salgılanır. Ayrıca dişi cinsellik hormonu olan progesteron ve östrojen de az miktarlarda salgılanır.

Androjen hormonu fazlalığı (hiperandrojenizm) belirti ve bulgularına gelince; 

  • Hirsutizm (kadınlarda erkek tipi kıllanma)
  • Androjenik alopesi (erkek tipi kellik)
  • Kadınlarda erkek tipi vücut yapısı
  • Akne (sivilce)
  • Yağlı cilt
  • Ses değişiklikleri
  • Anovulasyona (yumurtlamanın olmamasına) bağlı adet düzensizlikleri ve kısırlık
  • Klitoris hipertrofisi.

Adrenal insidentaloma teşhisi

Klinik olarak belirgin olmayan adrenal kitleler, tanısal testler sırasında veya adrenal hastalığa bağlı olmayan klinik durumların tedavisi sırasında tespit edilmektedir. Bu nedenle bunlara insidentaloma denilmektedir.

Günümüzde abdominal görüntüleme tekniklerinin artmasıyla birlikte, adrenal insidentalomalara rastlama sıklığı da artmıştır. Rastlantısal olarak veya başka sebeplerden dolayı (örn. obezite, hipertansiyon gibi) araştırmalar yapılırken adrenal insidentaloma  teşhisi konan hastalardan detaylı anamnez alınır ve ayrıntılı fizik muayenesi yapılır, hormon düzeylerindeki artışı araştırmak için biyokimyasal ölçümler yapılır ve gereken durumlarda ek görüntüleme yöntemlerine başvurulur.

Adrenal kitlelerin tanısında, bilgisayarlı tomografi (BT) en önemli görüntüleme yöntemlerinden biri olup, ultrasonografi (USG) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG)’ye oranla daha sık kullanılmaktadır.  BT ve MRG’de saptanan adrenal kitlenin boyutu ve görünümü lezyonun benign veya malign ayrımında yol göstericidir. Mevcut veriler, 4 cm’den küçük kitlelerin hemen hemen tamamının benign olduğunu göstermektedir. Bu yöntemler haricinde, adrenokortikal kitleleri değerlendirmek için iyodokolesterol ile yapılan sintigrafi, feokromositoma için 1/131 I metaiyodobenzil guanidin sintigrafi ve pozitron emisyon tomografisi gibi yöntemler de adrenal insidentaloma teşhisinde kullanılabilen yöntemler arasındadır.

Özellikle akciğer, meme ve böbrek gibi bilinen bir kanser öyküsü olan, başka metastaz bulgusu olmayan ve aynı zamanda BT’de adrenal bezde yüksek atenüasyon değeri olan heterojen bir kitle saptandığında, uygun hastalarda ve hastanın durumuna göre tanısal değerlendirme için BT eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılabilir.

Adrenal İnsidentaloma tedavisi

Rastlantı ile saptanan adrenal kitlelere yaklaşımda cevaplanması gereken sorular kitlenin malignite potansiyeli olup, olmadığı ve kitlenin fazla hormon üretimi ile karakterize bir hastalığa neden olup olmadığıdır.

Eğer hastada tek taraflı insidentaloma saptandı ise, öykü ve fizik muayenede glukokortikoid, mineralokortikoid, cinsellik hormonları veya katekolaminlerin aşırı salgılanmasına bağlı belirtiler ve bulgular varsa ve bunlar biyokimyasal testlerle doğrulanıyorsa adrenalektomi en uygun tedavi seçeneğidir. Fakat bazı durumlarda medikal tedavi daha uygun olabilir (örn. Cushing sendromu olgularında eğer hasta cerrahi tedavi için uygun değilse, steroid hormon sentezi inhibitörleri kullanılabilir). Yine benzer bir şekilde aldosteron salgılayan bir tümör için aldosteron antagonistleri kullanılabilir.

Klinik semptomların yokluğunda biyokimyasal olarak adrenal hormon artışı saptanan hastalarda tedavi kararının ne olacağı konusunda net bir uygulama yoktur.

Sessiz feokromositoma olan hastalar hipertansif kriz riski altındadır ve bu hastalarda adrenalektomi yapılması kaçınılmaz olabilir.

Hipertansiyonu ve aldosteron artışı olanlarda da adrenalektomi iyi bir seçenek olabilir.

Subklinik otonom glukokortikoid hipersekresyonu olan hastalarda tedavi yaklaşımı konusunda belirsizliklerin söz konusu olduğu bilinmektedir. Hafif glukokortikoid artışı olan hastalarda insülin direnci gibi metabolik dengesizlikler gelişebileceği gibi, belirgin Cushig sendromu da görülebilir. Bu metabolik dengesizliklerin hastalar üzerindeki uzun dönem etkileri tam olarak bilinmemektedir ve bu hastalarda adrenalektomi uygulanması gerekebileceği gibi, dikkatli bir takip süreci ile hastaların izlenmesi de gerekebilir. Cerrahi tedavi açısından endikasyon olarak kabul gören durumlar; adrenal maligniteden şüphelenilmesi veya hormonal olarak fonksiyon gösteren bir tümörün varlığıdır.

Fonksiyonel olmayan insidentalomalarda malign ve benign ayrımını yapmak, sonraki tedavi yaklaşımını belirlemek için önemlidir. Bu durumda göz önünde bulundurulması gereken parametreler kitle boyutu, görüntüleme yöntemlerindeki özellikler ve kitlenin büyüme hızıdır. Bazı çalışmalarda 10 yıllık takip sonunda insidentalomaların %30 kadarında kitle boyutlarında büyüme olduğu ve yaklaşık %20’sinde biyokimyasal anormallikler geliştiği gösterilmiştir.

Adrenal insidentalomada izlem nedir?

Rastlantı ile teşhis edilen adrenal kitlelerin büyük çoğunluğunun benign ve fonksiyon göstermeyen adenomlar olması nedeniyle hastaların önemli bir bölümü konservatif olarak izlenmektedir.

Ortalama 4 yıl izlem sonrasında 10 mm’den fazla boyut artışı veya kontlateral adrenal bezde lezyon saptanması % 5-20 oranlarında olduğu bilinmektedir. Başlangıçta radyolojik olarak benign olduğu düşünülen adrenal kitlenin izlem sürecinde malign kitleye dönüşme riskinin ise % 0.1 oranda olduğuna dair bilgiler bulunmaktadır.

Başlangıçta aşırı hormon salgılamayan bir adrenal adenomun izleminde aşikar hormon hipersekresyonu sendromları olan Cushing sendromu, primer hiperaldosteronizm veya feokromositoma’nın ortaya çıkma olasılığı oldukça düşüktür.

Benign adrenal kitlelerin radyolojik ve hormonal izlem sıklığının nasıl olması gerektiği hakkında kesin bir öneri yoktur. Bununla birlikte, tanı anından sonra ilk 3 veya 6 ayda bir radyolojik değerlendirme yapılması ve stabil (değişim göstermeyen) bulgular saptanması halinde radyolojik takibin 1 veya 2 yılda bir tekrarlanması yeterli olabilir.

Hormonal izlemin ise tanıdan sonra yıllık olarak 5 yıl boyunca sürdürülmesi ve daha sonraki izlemlerin her hastada ayrı ele alınması önerilir.

Benzer sağlık yazıları

  1. Feokromositoma nedir ve neden olur
  2. Androjen hormonu düşüklüğü ve yüksekliği neden olur
  3. Adrenokortikotropik hormonu nedir
  4. Cushing sendromu nedir ve neden olur
  5. Hipofiz tümörü nedenleri ve tedavisi

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Konular

Üste Git