Anatomi Nedir

Böbrek Nedir? Böbrek Anatomisi Ve Böbrek Hastalıkları

bobrek-anatomisi
Böbrekler, omurgalılarda bulunan fasulyeye benzeyen boşaltım organlarıdır. Boyutları 10'sm civarı olabilen böbrekler, boşaltım sisteminin bir bölümünü oluşturmaktadır. Böbrekler başta üre olmak üzere, zararlı atıkları süzmede ve bu atıkların su ile beraber idrar ile atılmasında görev yaparlar.

Böbreğin anatomik yapısınasıldır?

Böbrekler, omurgalılarda bulunan fasulyeye benzeyen boşaltım organlarıdır. Boyutları 10'sm civarı olabilen böbrekler, boşaltım sisteminin bir bölümünü oluşturmaktadır. Böbrekler başta üre olmak üzere, zararlı atıkları süzmede ve bu atıkların su ile beraber idrar ile atılmasında görev yaparlar.

Böbrekleri ve böbreklere etki eden hastalıkları inceleyen tıbbi dalın adı nefrolojidir. Nefroloji adını Yunanca böbrek anlamını taşıyan (nephros) sözcüğünden almıştır. Böbrekler ile ilgili anlamında kullanılan (renal) sözcüğü ise Latince (renalis) sözcüğünden gelmiştir. Böbreklerin içindeki süzme birimlerine nefron adı verilir. Her iki böbrekte de bir milyon nefron bulunur.

Böbreğin genel anatomisi

İnsanlardaböbrekler, karın bölgesinin arka bölümünde, yani karın zarının arkası (retroperitonal) bölgesinde yer alırlar. Genelde iki böbrek olup, bazı insanlarda tek böbrekte bulunabilir ve tek böbrekli insanlar bunun farkına varmadan yıllarca yaşayabilirler. Böbreklerden sağda olanı diyaframın hemen altında ve karacigerin arkasında, solda olanı ise diyaframın altında ve dalağın arkasında bulunmaktadır. Böbreklerin ikisininde üstünde böbrek bezleri vardır. Böbreklerin konumları açısından, ikisi de bakışımsız olmalarının sebebi karın boşluğunda büyük bir yer kaplayan karaciğerin, sağda bulunan böbreğin soldakine göre 1-2'sm daha aşağı bir konumda bulunmasına neden olmasıdır.

Karın zarı arkasında bulunan böbreklerin boyutları 9 ile 13'sm arasında değişmekte, sol böbrek sağdakinden çok olmasa da biraz daha büyük olduğu bilinmektedir. Yaklaşık 12'inci göğüs omuru ile 3'üncü bel omurlarının T 12- L 3 düzeyleri arasında bulunurlar. Böbreklerin üst düzeyleri 11'inci ve 12'inci kaburgalar ile korunmaktadırlar. Böbrek üstü bezleri ile birlikte böbrekler yağ dokuyla çevrelenir ve buna (pararenal yağ) denilmektedir. Bu yapıdaki böbrek zarı renal fasiya olarak ta bilinir ve bütünüyle sarılmış durumdadır. Yazıda belirtildiği gibi böbreklerden biri veya ikisi doğuştan olmayabilir ve bu duruma, böbrek oluşmaması veya (renal agenez) adı verilir.

Böbreklerin genel görevleri nedir?

Böbreklersüzülmemiş kanı, karın bölgesi aorttan ayrılan sol ve sağ böbrek atardamarları yolu ile alırlar. Böbrekten dönen süzülmüş kan ise sağ ve sol böbrek toplardamarlar yolu ile alt ana toplar damara döner. Böbreğe giden kan, kalbin pompaladığı toplam kanın (kardiyak debi) üçte birine ulaşmaktadır.

Böbrekten ayrılan idrar borusu (üreter) takip edilerek böbreğin içine ilerledikçe huni şeklinde bir boşluk olarak genişler ve bunun adına havuzcuk (pelvis) adı verilir. Havuzcuk tan küçülerek ayrılan bölgeler büyük çanak (majör kaliks), bunlardan ayrılan daha küçük bölgelere küçük çanak (minör kaliks) adı verilir. İnsan böbreğinde ortalama 12 adet küçük çanak vardır. Böbrek kesildiğinde kabuk (korteks ve öz medulla) bölgelerinden oluştuğu görülür. Öz bölgede uçları papilla olarak bilinen pramitler bulunup, bunların her biri bir çanağa bağlıdır. Kabuk bölgesi dokusu her iki ardışık pramitler arasına sokulur ve bunların adına (bertin sütunları) denilir.

Böbreğin damar sistemi

Böbrek nedir

Böbrek nedir

Böbrekler damarlar sayesinde çok iyi bir şekilde beslenir ve vücut ağırlığının sadece % 0.5'lik bir bölümünü oluştursa da kardiyak debinin % 25'ini alırken dahada artabilir. Kabuk bölgesi böbreğin en fazla damar bulunduğu bölgesidir. Bu bölge böbreğe gelen kanın % 90'ını toplar ve böbreğe gelen atardamar ön ve arka olmak üzere iki dala ayrılır.

Bu dallardan, loplar arası damarlar ayrılıp loplar arasında ilerleyerek yayımsı damarlara ayrılır. Bu damarlarda kabuk ve öz bölgeler arasına yayılarak lopcuklar arası damarlara ayrılırlar. Lopcuklar arası damarlardan getirici damarlar ayrılıp, yumakcık (glomerülus) yapısına girer.

Damarlar, yumakçık içinde dahada küçük dallara ayrılıp, 20 ile 40 arasında değişen kılcal damar kıvrımlarına dönüşürler. Bu kılcal damarlar yumakçık içindeki tampon bölge (mesenjium) ile etrafı sarılmıştır. Kılcal damarlar bir araya gelip, yumakçıktan götürücü damarlar olarak ayrılırlar. Genel olarak, kabuk bölgesinin yüzeyine yakın olan (nefronlardan) ayrılan götürücü damarlar, borucukların etrafını sararak (peritubüler) damar ağını oluştururlar. Diğer taraftan kabuk bölgesinin derinlerinde bulunan yumakçıklar dan ayrılan damarlar vasa recta (dik damar anlamına gelen) damarlar öz bölgenin derinliklerine inen damarları oluştururlar. Bu damarlar öz bölgenin derinliklerine indikten sonra toplardamarlar olarak yukarı çıkarlar.

Böbrek damarlarıatar ve toplar damar üzerinde ilgi çekici ve diğer organlardan farklı olup, kendine özgü olan bazı özelliği bulunmaktadır. Genellikle bir organa gelen atardamar küçük dallara ayrıla, ayrıla atardamarcıkları (ateriyol) oluşturur. Bunlar ile kılcal damarlara ayrılıp, dokuyla alyuvarlar arasında oksijen alışverişinin gerçekleştiği, kan sıvısıyla dokular arasında besin öğelerinin ve dokulardaki atıkların alışverişlerinin gerçekleştiği damar bölgesidir.

Kılcal damarlarda toplardamarcıkları, bunlarda birleşerek, toplardamarları oluşturur. Böbrekte ise temiz kanı taşıyan getirici damarlar yumakçık içine girdikten sonra kılcal damarlara ayrılıp, bunlar yumakçıktan ayrıldıktan sonra yine atardamarcık niteliğinde olan götürücü damarlara dönüşür. Açıkçası böbrekte diğer organlarda bulunan temel atardamarcık, kılcal damar, toplardamarcık düzeni bulunmaz, Yumakçık içinde bulunan kılcal damarlar iki atardamarcık arasında yer alır.

Böbreğin yumakçık (glomerulus) yapısı

Kalbin pompalıdığı kanın dörtte biri böbreklere gider ve süzülür. Böbreklere kan götüren a. renalis, aorta abdominalisten ( karın aortu) ayrılır. Kanı götüren v. renalis ise v.cava inferiora bağlanır. A. renalis böbreğe girdikten sonra 7 ile 8 parçaya bölünür ve bunlara interloblar arterler denir. Bunlardan ayrılan kısa kan damarları glomeruleri oluşturur.

Afferent arteriol, malphigi korpüskülüne girdikten sonra birçok dala ayrılır. Ayrılan parçalar daha sonra yeniden birleşerek efferent arteriolü oluşturur. Afferent arteriolle efferent arteriol arasında uzanan bu çok parçalı kılcal damar yumağına glomerulus adı verilir.

Glomerullerin kendilerine has özellikleri vardır ve bu özellikleri sayesinde diğer kılcal damarlardan ayrılır.

Glomerul kılcalları iki arteriol arasında bulunur. Sistemik kılcal damarlar ise arteriol ve venül arasında yer alır.

Glomerul kılcallarının her tarafında kan basıncı düzeyi aynıdır. Sistemik kılcal damarların kan basıncı, arteriol tarafında fazla iken venül tarafında azdır.

Glomerul kılcallarındaki kan basıncı, diğerlerine oranla iki kat fazladır.

Glomerul kılcallarının çeperleri iki katmandan oluşur. Bu yapı, damarların hem yüksek basınca dayanıklı olmasını sağlar hemde protein ve kan hücrelerinin dışarı çıkmasını engeller.

Glomerul kılcal damarlarında su ve erimiş maddeler, sadece dışarıya verilir. Kılcal damarlarda arteriol tarafından dışarı verilip venül tarafından tekrar içeri alınır.

Glomerul kılcalları, taşıdıkları bol miktarda gözenek sayesinde diğer kılcallardan 100 kat daha geçirgendir.

Glomerulün görevi filtrasyon işlemini gerçekleştirmektir.

Böbreğin borucukları

Borucukları çevreleyen epitel gözelerin yapıları ve buna bağlı işlevleri böbreğin katmanlarına göre değişiklik gösterir. Yatkınsal borucuk gözeleri uzun mikrovilüsleri, çok sayıda mitokondrileri ile geri emilimde rol oynar. Yatkınsal borucuk gözeleri süzülmüş sodyumun ve suyun üçte ikisinin, ayrıca glukozun, potasyumun, fosfatın aminoasitlerin ve proteinlerin geri emiliminde öneli yeri bulunmaktadır. Aynı zamanda bu gözler ağıların da geri emilimini gerçekleştirir ve ağılar bu gözlere zarar verebilir.

Yumakçık bitişiği aygıtı (jukstaglomeruler aygıt) yumakçığın içine sokulmuş durumda olup, getirici damar ile bitişiktir. Bu aygıtın içerisinde yumuakçık bitişiği ve gözler yer almaktadır. Bu gözler düz kas niteliğinde olup, getirici damarların duvarlarında bulunur ve renin bileşiğini içerir. Ayrıca uç borucukların yumakçığa yakın olan bölgesine macula densa denir ve bu bölge yumakçık bitişiği aygıtı ile birlikte iç içedir.

Süzüntüdeki sodyum derişimini algılayan maküla densa, yumakçık bitişiği aygıtına geri besleme yaparak burada bulunan gözlerin kasılıp gevşemesini sağlar. Böylece, böbrekler kendilerine gelen kanda bulunan sodyum, başta olmak üzere elektrolitlerin derişimine göre yumakçığa gelen kan miktarını ayarlayıp, süzmeyi de buna koşut biçimde etkiler. Bu yolla, böbrekler, kandaki normal değerlerinin üstünde ya da altında olan elektrolitlerin atılımını etkileyerek derişimini ayarlamaktadır.

Böbreğin işlevleri

Böbreğin işlevleri 5 ana grupta değerlendirilir.

Metabolizma atık ürünleri olan üre, kreatinin, ürik asit, ilaç ve toksinlerin vücuttan atılımını sağlar. Vücudun sıvı ve elektrolit dengesini düzenler. Vücudun asit ve baz dengesini düzenler. Vücudun kan basıncı dengesini sağlar. Vücudun alyuvar yapımını ayarlar.

Vücuttan atık maddelerin atılımı nasıl olur : Böbrekler yapım ve yıkım sonucunda oluşan bazı atık maddeleri özellikle protein yapımı ve protein yıkımı sonucunda oluşan üre ve nükleik asitlerin yapım ve yıkımı sonucunda oluşan ürik asidi ve suyu vücuttan dışarı atar. Böbrekler çalışmaz veya işlevini kaybeder ise bu atıklar vücuttan atılamayacağı için hastalıklara yol açar.

Vücut dengesinin (hemeostaz) sağlaması nasıl gerçekleşir : Böbrekler vücut dengesinin sağlanmasında büyük önem taşır. Asit baz dengesinin sağlanması, kansıvısının ve vücudun değişik bölümlerindeki sıvıların elektrolit derişimlerinin düzenlenmesi, kan basıncının ayarlanması, kan hacminin düzenlenmesi yönünden böbreklere önemli görevler düşer.

Böbrekler bu görevlerin çoğunu başka organlar ile (kalp, iç salgı bezleri ve karaciğer) birlikte eş güdümlü olarak gerçekleştirir. Böbrekler bu organlar ile kanda bulunan hormonlar yolu ile iletişim sağlar. Ancak, kan hacmini ve basıncını algılamada böbreğin kendine özgü alıcıları bulunmaktadır.

Otoregülasyon mekanizması, bu mekanizma genel olarak, afferent ateriollerdeki myojenik gerilim reseptörlerinin aktivitesi olarak kabul edilir. Nefronlardaki Maculla densa hücreleri Na+ ve CI – düzeyindeki değişikliklere duyarlıdır. Glomeruler hidrostatik basıncın artması ile glomeruler filtrasyon oranı (GFR)'de artar. Bu artış, Maculla densaya gelen Na + ve CI- oranında da artışa neden olur. Fizyolojik yanıt ise afferent arteriolün daralması ve mezangiyum hücrelerinin kontraksiyonudur.

Asit baz dengesinin düzenlenmesi nasıl sağlanır : Böbrekler kandaki pH'yi, H+ (protonun) ve HCO3 (bikarbonatın) derişimini ayarlayarak küçük bir aralıkta tutar. Bu işlev için akciğer ile eş güdümlü çalışır.

Kansıvı hacmi nasıl düzenlenir : Kansıvısının toplam derişimindeki (osmolalite) değişiklikler hipotalamustaki derişim alıcıları tarafından algılanır. Hipotalamsusun uzantısı olan hipofiz bezinin arka bölümü sıvısındaki derişimin artmasından dolayı vazopressin (ADH) salgılar. Bu durum, böbreklerin toplama kanallarını etkileyerek suyun geri emilimini arttırır ve idrarın daha farklı oluşmasına neden olur. Bu sayede böbrek, hipofiz bezi ile eş güdümlü çalışarak kansıvısının hacmini dengede tutar.

Hormon salgılanması nasıl gerçekleşir : Böbrekler eritropoietin (alyuvar yapımını uyaran hormonu) salgılar. Ayrıca etkin durumda olmayan vitamin D'yi (ön hormonu) etkin hale getirir.

Böbreklerin görevleri, işlevleri, salgıları ve yapısı dışında hastalıkları da vardır. Böbrekler karmaşık organlar oldukları için, hastalıkları da karmaşıktır. Bu nedenle böbrek hastalıkları öbeklere ayrılarak değerlendirilir. Ancak böbreklerde birçok hastalık bulunmasına karşın, bunların belirtileri aynı oranda çeşitli değildir. Çoğu aynı öbekten hastalıklar benzer şekilde belirtiler gösterir.

Böbrek hastalıkları

Böbrek hastalıkları

Böbrek hastalıkları

Böbrek yetmezliği nedir : Böbrek yetmezliği böbreğin normal işlevlerini yerine getirememesidir ve iki türlü böbrek yetmezliği vardır. Akut böbrek yetmezliği ve kronik böbrek yetmezliği şeklinde gelişebilir. Böbrek yetmezliğinin genel belirtileri, halsizlik, bulantı ve kusma, iştahsızlık, vücutta tuz ve su birikmesi nedeni ile ödem oluşması, uyku hali, dalgınlık, kansızlık, ciltte renk değişikliği gibi belirtiler görülebilir. Böbrek yetmezliği erken dönem tedavi edilir ise diyaliz tedavisi geciktirilebilir. Böbrek yetmezliğinin genel tedavisi diyaliz tedavisi ve böbrek naklidir.

Nefrotik sendrom nedir : Nefrotik sendrom glomerullerin iltihaplanması, bağışıklık tepkimleri, civalı idrar söktürücüler veya aşırı duyarlı kişilerde böcek sokması sonucu gelişebilen, böbrek toplardamarlarının bir pıhtı ile tıkanması sonucunda damar basıncının artışı nedeni ile idrar ile fazla protein atılması durumudur. Nefrotik sendrom kötü huylu tümörler nedeni ile de ortaya çıkabilir. Nefrotik sendrom belirtileri, idrarda yüksek miktarda protein çıkması, en açık belirtisi deri altındaki dokularda sıvı birikmesine bağlı ödem (göz kapaklarında ve kimi zamanda tüm vücut yüzeyinde), halsizlik, yorgunluk, kas zayıflığı, ishal, kansızlık, ikincil gelişen hipoparatiroidizm, kilo kaybı gibi belirtiler ile kendini gösterir.

Böbrek taşı nedir : Böbrek taşı böbrekteki çeşitli minerallerin kristalizasyonu (taşlaşması) nedeni ile oluşan maddelerdir. Böbrek taş hastalığı dünya genelinde ve her cinste ve her yaş grubunda görülen bir durumdur. Böbrek taşı belirtileri bazen çok şiddetli ağrı yapabileceği gibi bazende daha hafif ağrı yapabilir. Böbrek taşı, düşme eğiliminde olduktan sonra daha fazla yan ağrıları, bel ağrısı, kasık ağrısı, idrarda yanma, sızlama olur. Bazen bu şikayetlere bulantı ve şiddetli ya da hafif kusmalar eşilik edebilir.

Polikistik böbrek hastalığı nedir : Polikistik böbrek hastalığı her iki böbrekte de olabilen çok sayıda kist ile kendini gösteren genetik geçişli bir hastalıktır. Polikistik böbrek hastalığının belirtileri, böbrek boyutunda büyüme, gelip geçici ağrılar, idrarda kan görülmesi ve kist içine kanama, idrar yollarında ve kistlerde iltihaplanma, böbrek taşı oluşumu, hipertansiyon ve son dönem böbrek yetmezliği gibi belirti ve bulgular ile kendini gösterir.

Böbrek iltihabı (pyelonefrit) nedir : Pyelonefrit daha çok böbrek parankimini etkileyen bakteriyel bir enfeksiyondur. Eğer enfeksiyon ciddi ise ürosepsis terimi ile eş anlamda kullanılır. Sepsis, enfeksiyon nedeni ile ortaya çıkan sistemik enflamasyon tepki sendromudur. Pyelonefrit belirtileri, idrar yaparken acı hissetme, karın ağrısı, mesane ve etkilenmiş böbrek tarafında duyarlılık, bazı hastalarda ateş, havale, baş ağrısı ve kusma gibi belirtiler de görülür.

Böbrek kanseri nedir : Böbrek kanserleri böbreğin idrarı üreten kısmının (parankim) kanseri ve idrarın toplandığı havuzcuğun (toplayıcı sistem) kanserleri olarak ikiye ayrılır. Böbrek kanserleri genellikle 50-70 yaşları arasında meydana çıkar. Böbrek kanserlerinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Böbrek kanseri erkeklerde kadınlara oranla daha fazla görülür. Böbrek kanseri belirti ve bulgularında idrarda kanama ve karında ele gelen kitle en sık karşılaşılan belirti ve bulgulardır. Erken evre böbrek kanserinde genellikle hiç bir belirti görülmez. Görülebilen belirtiler, ağrı, idrarda kanama, kilo kaybı, ateş ve hipertansiyondur.

Glomerulonefrit : Glomerulonefrit ağırlıklı olarak nefronda iltihap oluşmasıdır. Glomerulonefrit böbrek yetmezliğinin en önemli nedenidir. Hastalığın belirti ve bulguları tipine göre değişir. Belirtiler, hastada hiç bir belirti olmayacağı gibi böbrek yetmezliği, nefrotik sendrom, idrarda kanama, yüksek tansiyon ve vücutta sıvı birikmesi, idrarda protein kaybı gibi şikayetler gelişebilir.

Böbrek kistleri nedir : Böbrek kistleri özellikle 50 yaş ve üzeri hastalarda genellikle rastlantısal olarak saptanan kistlerdir. Bu kistler genellikle herhangi bir şikayete neden olmaz iken, renal hücreli kanserden ve enfektif apseden ayırt edilmesi önemlidir. Basit böbrek kistlerinde genellikle herhangi bir tedaviye gerek duyulmaz. Fakat 5 cm'den büyük kistlerin cerrahi olarak boşaltılması gereklidir.

Medüller sünger böbrek nedir : Medüller sünger böbrek, kollektör kanallarda dilatasyonun görüldüğü doğumsal bir hastalıktır. Çoğu kez sporadik olarak görülür ve kalıtsal olmadığı kabul edilir. Yine de bazı ailelerde otozomal dominant geçişli olduğu bilinmektedir. Bazı görüşlere göre medüller sünger böbrek hastalığının bir gelişim bozukluğu sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Medüller sünger böbrek tanısı genellikle renal kolik, idrar yolları enfeksiyonlarını araştırırken ortaya çıkar. Medüller sünger böbrek sorunu olan hastada idrar yolu enfeksiyonları ve böbrek taşı ile mücadele edilir. Hastanın bol sıvı alması önerilir. Bu hastalığın seyri iyidir ve böbrek yetmezliğine neden olması beklenmez.

Renal kolik nedir : Renal kolik, genellikle böbrek taş hastalığına bağlı olarak gelişen acil servislerde tanısı konulan ve tedavisi yapılan, şiddetli ağrı ile kendini gösteren, sık karşılaşılan ürolojik acil bir durumudur. Belirtileri, kostovertebral açıda (kaburgalar ile omurga sistemi arasındaki açı) künt, sürekli ve kıvrandırıcı ağrı, bu ağrı göbeğe ve karın alt kısımlarına doğru da yayılır. Şiddetli yan ağrısına bulantı ve kusma eşlik eder. Bu şikayetler diğer böbrek hastalıklarında da görülebilir. Bu nedenle ayırıcı tanı önemlidir. Bu durum böbrek taşı tıkanmasına bağlı da gelişir.

At nalı böbrek nedir : At nalı böbrek, böbreklerde görülen birleşme anomalisidir. Diğer birleşme bozukluklarına göre bu durum daha sık görülür. Böbreklerdeki bu doğumsal bozuklukta, böbrek orta çizgisi ile alt kutuplar arasında parankimal bir daralma vardır ve iki böbrek birleşerek at nalı şeklinde bir görünüm oluşturmaktadır. Bu doğumsal bozuklukta, böbrekler ile idrar torbası arasında yer alan üreterler, bu daralmanın önünden ve iç yanından geçer ve bu nedenle ikincil tıkanmalar meydana gelir. Bu durumda üreterden idrar geçişi zorlanır.

At nalı böbrek sorunu olan üçte bir hasta, herhangi bir sorun çıkmadan yaşamını sürdürebilir iken, üçte bir hastada hidronefroz gelişebilir. İdrar, daralan üreterden geçemediği için böbrek büyür ve böyle bir durumda böbrek fonksiyonları bozulur. Bu durumda hastanın acil ameliyat yapılarak böbreği düzeltilmez ise böbrek kaybedilir. Diğer üçte bir olguda ise kişinin arkaya doğru hareketinde karında ağrı olur ve bu hastalarda da ameliyat gerekebilir. At nalı böbreği olan kişilerin travmalara (karın kısmına gelecek tekme, yumruk gibi travmalar) dikkat etmesi gerekir.

Doğumsal tek böbrekli olunması nedir : Yaklaşık 700-750 kişiden biri tek böbrek ile doğar. Doğumsal tek böbrekli olunması erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülür ve genellikle sol böbreğin olmaması söz konusudur. Sağlıklı tek böbrekte, her iki böbreğin görevini yerine getirebilir. Hasta her iki böbreğini kaybettiğinde böbrek yetmezliği gelişir.

Böbreğin damarsal hastalıkları : Böbrek damarlarının daralmasına neden olan bazı hastalıklar vardır. Bunlar nadir olarak görülen myelodisplaziler ve tuberos skleroz hastalıklarıdır. Bu damar hastalıklarından en sık görüleni yaşın ilerlemesi sonucu meydana çıkan damar sertliği aterio skleroz sonucu oluşanı dır. Bu durum tek böbrekli olan kişilerde erken dönem böbrek yetmezliğine yol açabilir. Bu durumun en sık görülen belirtisi yüksek tansiyondur.

Böbrek hastalıkları ile ilgili benzer sağlık konuları

  1. Kronik böbrek yetmezliği nedenleri ve belirtileri
  2. Böbrek nakli (transplantasyonu) nedir
  3. Nefrektomi ameliyatı nasıl yapılır
  4. İdrardan kan gelmesinin nedenleri

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Konular

Üste Git